Mühlet mobil uygulama simgesi

Mühlet mobil uygulaması

Süre ve tebligatlarınız telefonunuzda

Aç
Mühlet amblemi: terazi ve saatMühlet logosu
Adalet terazisi, hâkim tokmağı ve kanun kitapları
Süre Yönetimi

Dava Süresi İstatistikleri: Ortalama Süreler

Dava süresi istatistikleri ve ortalama süreler için resmî kaynak, verinin doğru okunması ve büronuzun kendi dosya süresini ölçme yöntemi bu yazıda.

MÜHLET · 20 Ekim 2026 · 14 dk okuma

Dava Süresi İstatistikleri: Ortalama Süreler
İçindekiler

Türkiye'de "ortalama dava süresi" için her dava türünü, her mahkemeyi ve her ili kapsayan tek bir güvenilir sayı yoktur; bu yazıda da bilerek rakam vermiyoruz. Resmî veri, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün yayımladığı adli istatistiklerde bulunur ve doğru yorumlamak için tablonun neyi saydığını bilmek gerekir. Müvekkile söz verirken en sağlam zemin ise dış kaynaklardaki ülke geneli ortalamalar değil, büronuzun kendi kapanmış dosyalarından ölçtüğü süredir. Aşağıda resmî verinin nasıl okunacağını ve kendi dosya sürenizi nasıl ölçeceğinizi adım adım anlatıyoruz.

Ortalama Dava Süresi Sorusuna Kısa Cevap

Birden fazla yola ayrılan kavşakta duran yön tabelası ve uzaktaki adliye binaları

Örneğin Ankara'da icra ağırlıklı çalışan bir avukat, yeni bir müvekkil ilk görüşmede "bu dava ne kadar sürer?" diye sorduğunda internette bulduğu bir ortalamayı söylemek ister. Ama o ortalama büyük ihtimalle farklı dava türlerini, farklı yargı kollarını ve farklı iş yüklerine sahip mahkemeleri aynı havuzda toplamıştır. Havuzdaki bir tüketici uyuşmazlığı ile çok taraflı, bilirkişi raporu gerektiren bir ortaklığın giderilmesi davası aynı sayıya katkı verir. Sonuçta ortaya çıkan rakam hiçbir tek dosyayı doğru tarif etmez.

Bu yüzden meslek pratiğinde doğru cevap iki katmanlıdır. Birinci katman resmî istatistiklerdir: bunlar yargı sisteminin genel görünümünü verir, eğilimleri izlemeye yarar ve akademik ya da kurumsal sunumlarda atıf yapılabilecek tek meşru kaynaktır. İkinci katman büronun kendi verisidir: aynı mahkeme türünde, aynı dava tipinde, aynı hâkim kadrosu önünde yıllardır yürüttüğünüz dosyaların gerçek seyri. Müvekkile söyleyeceğiniz süre beklentisi bu ikinci katmandan, resmî veri ise çerçeve olarak birinci katmandan beslenmelidir.

Yazının geri kalanında önce resmî verinin nerede bulunduğunu, sonra tablolardaki kavramları ve ortalamanın neden yanıltabildiğini, ardından büronuzda uygulayabileceğiniz basit bir ölçüm yöntemini anlatacağız. Sona doğru da dosya sürelerini değil, dosya içindeki hak düşürücü usul sürelerini kaçırmamak için gereken takip düzenine geçeceğiz; çünkü dava ne kadar uzarsa uzasın, kaçırılan bir süre dosyanın seyrini tek hamlede değiştirebilir.

Kısacası "ortalama dava süresi kaç ay?" sorusunun dürüst cevabı "hangi dava, hangi mahkeme, hangi aşama ve hangi tanım?" karşı sorusudur. Bu soruların her biri aşağıdaki bölümlerde somut bir kontrol noktasına dönüşüyor.

Resmî Veri Nerede Yayımlanır?

Açık veri çekmeceleri olan arşiv binası ve üzerinde soyut grafikler

Türkiye'de yargı sistemine ilişkin resmî sayısal veriyi Adalet Bakanlığı bünyesindeki Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü derler ve yayımlar. Adli istatistikler bu birimin internet sayfasında yer alır; güncel yayınların hangi başlıklar altında ve hangi dönem için sunulduğu zamanla değişebileceğinden bağlantıyı bir yazıdan değil, doğrudan kurumun kendi sayfasından takip etmek en güvenlisidir. Üçüncü taraf sitelerde, haber metinlerinde ya da sosyal medyada dolaşan "ortalama dava süresi" rakamları çoğu zaman bu kaynağın bir alıntısıdır ve alıntılanırken kapsamı, dönemi ve tanımı kaybolmuş olabilir.

Kaynağa gittiğinizde ilk yapmanız gereken şey tabloyu değil, tablonun açıklama notlarını okumaktır. Yayımlanan istatistiklerde genellikle verinin hangi yıl veya dönemi kapsadığı, hangi mahkeme gruplarının dahil edildiği ve göstergelerin nasıl hesaplandığı ayrıca belirtilir. Bir göstergeyi alıntılamadan önce bu notları okumak, yanlış yorumun önündeki en büyük engeldir. Notlarda tanım yoksa ya da anlaşılmıyorsa, o göstergeyi dosya süresi gibi okumayın.

Hangi Mahkeme Grupları Ayrı Raporlanır?

Adli istatistikler tek bir "mahkeme" kategorisinden ibaret değildir. Hukuk, ceza, idare ve vergi yargısı, icra daireleri ile üst yargı mercileri ayrı ayrı raporlanır. Bir avukat için kritik nokta, kendi çalıştığı alanın tablosunu bulmaktır: icra ağırlıklı bir büro için genel hukuk mahkemelerinin tablosu çoğu zaman yol göstermez, çünkü icra takibinin seyri bambaşka bir mantıkla işler. Aynı şekilde idari yargıda çalışan bir meslektaşınız için ceza mahkemelerine ait göstergeler sadece genel bir fikir verir.

Güncellik ve Karşılaştırılabilirlik

İstatistikler geriye dönük bir fotoğraftır. Yeni kanun değişikliklerinin, kadro artışlarının veya iş yükü dağılımındaki düzenlemelerin etkisi tabloya birkaç dönem sonra yansır. İki farklı yılın tablosunu yan yana koyacaksanız hesaplama yönteminin değişmediğinden emin olun; aksi hâlde "süre kısaldı" ya da "uzadı" sonucu, aslında sadece tanımın değişmesinden kaynaklanabilir.

Özetle resmî kaynağı bilmek yetmez; o kaynaktan ne okunabileceğini de bilmek gerekir. Sonraki bölümde tabloları okurken karşınıza çıkacak temel kavramları ve ortalama ile medyan arasındaki farkı ele alıyoruz.

İstatistikleri Okurken Dikkat Edilecek Kavramlar

Renkli bloklardan oluşan tablo üzerinde büyüteç

Adli istatistik tablolarında karşınıza gelen göstergeler ilk bakışta birbirine benzer, ama her biri farklı bir şeyi ölçer. "Dosyanın açıldığı tarihten karar tarihine kadar geçen süre", "karara bağlanan dosya sayısı", "yıl sonunda derdest dosya sayısı" ve "yıl içinde gelen dosya sayısı" aynı tabloda yan yana durabilir. Bunlardan yalnız birincisi bir dosyanın ömrünü anlatır; diğerleri iş yükünü anlatır. İş yükü göstergesini dosya süresi gibi okumak, meslek pratiğinde en sık görülen yorum hatasıdır.

Bir diğer ayrım, süreyi neyin başlatıp neyin bitirdiğidir. Bazı hesaplamalar dosyanın mahkemeye kaydından ilk derece kararına kadar olan aşamayı kapsar, bazıları kararın kesinleşmesini bekler, bazıları ise istinaf ve temyiz aşamalarını ayrı ayrı gösterir. Müvekkil "dava ne zaman biter?" diye sorduğunda aklındaki şey çoğunlukla alacağını tahsil edeceği ya da hakkının kesinleştiği andır; oysa tabloda yer alan süre sadece ilk derece aşamasını kapsıyor olabilir.

Tabloda gördüğünüz göstergeAslında neyi anlatır?Yanlış kullanım
Derdest dosya sayısıDönem sonunda sonuçlanmamış dosya yükü"Dosyalar bu kadar bekliyor" demek
Karara bağlanan dosya sayısıMahkemenin dönemdeki iş çıkışıSüre göstergesi olarak sunmak
Ortalama görülme süresiKapanan dosyaların süre ortalamasıAçık dosyanın ne zaman biteceğini tahmin etmek
Medyan süre (varsa)Dosyaların yarısının altında kaldığı süreOrtalamayla aynı sanmak
Kesinleşme süresiÜst yargı aşamalarının da dahil olduğu uzunlukİlk derece süresiyle karıştırmak

Ortalama, Medyan ve Dağılım

Ortalama, tüm süreleri toplayıp dosya sayısına bölerek bulunur. Çok az sayıda aşırı uzun dosya, binlerce kısa dosyanın yanında ortalamayı yukarı çeker. Medyan ise dosyaları kısadan uzuna sıraladığınızda ortadaki dosyanın süresidir ve aşırı değerlerden çok daha az etkilenir. Bir tabloda yalnız ortalama varsa, o ortalamanın tipik dosyayı temsil ettiğini düşünmek için hiçbir neden yoktur.

Dağılım ise belki de en önemli bilgidir ama genel yayınlarda çoğu zaman yer almaz: dosyaların ne kadarı hızlı kapanıyor, ne kadarı uzun bir kuyruk oluşturuyor? Büro içi ölçümde bu bilgiyi kendiniz üretebilirsiniz ve bunun değeri, ülke geneli herhangi bir ortalamadan çok daha yüksektir.

⚠️
Ortalamayı taahhüt gibi sunmayın. Müvekkile bir ortalama süre söylemek, mahkemenin o dosyadaki takvimi hakkında söz vermek anlamına gelmez; yazılı bilgilendirmelerde süreyi her zaman "öngörü, taahhüt değil" diye çerçeveleyin.

Dava Türüne ve Mahkemeye Göre Süreler Neden Farklıdır?

Farklı uzunluktaki yollarla birbirine bağlı farklı biçimlerde adliye binaları

Aynı mahkeme türünde bile iki dava aynı hızda ilerlemez. Bunun nedeni yalnızca iş yükü değildir; dosyanın yapısı belirleyicidir. Tarafların sayısı, tebligat sorunları, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediği, keşif yapılması, ara karar sayısı, delil toplama kapsamı ve tarafların usul tercihleri dosyanın seyrini şekillendirir. Basit bir alacak uyuşmazlığında yazılı yargılama usulü hızlı bir seyir izleyebilirken, çok sayıda tanık ve bilirkişi gerektiren bir davada her duruşma arası belirgin biçimde açılabilir.

Yargı çevresinin kendine özgü iş yükü de rol oynar. Aynı kanun, aynı usul, ama farklı il veya ilçelerde farklı bir tempo görülebilir; çünkü gelen dosya sayısı, hâkim kadrosu, duruşma salonu kapasitesi ve bilirkişi erişimi yerel koşullara bağlıdır. Bu yüzden ülke geneli bir ortalama, Çankaya'daki bir asliye hukuk dosyası ile ücra bir ilçedeki aynı tür dosya için aynı anlamı taşımaz.

İdari yargı, vergi yargısı, ceza yargılaması ve icra hukuku da kendi mantıklarıyla işler. İdari davalarda dosya ağırlıklı olarak yazılı belgelerle, idarenin savunması ve bilgi-belge istemleriyle ilerler. Ceza yargılamasında ise sanığın yakalanması, tanıkların dinlenmesi ve iddianame aşaması gibi unsurlar süreyi belirler. İcra takiplerinde ise bir dava süresinden çok, haciz ve satış aşamalarının seyri önem kazanır. Bu farklı yapıları tek bir "ortalama" altında toplamak, sadece bir istatistik kolaylığıdır.

Peki bu durumda bir avukat ne yapmalı? Resmî verinin genel çerçevesini bilip, kendi alanına en yakın tabloyu seçmeli; ardından kendi büro verisiyle karşılaştırmalı. Aradaki fark, bürodaki dosya yönetiminin kalitesi ya da yerel mahkemelerin yoğunluğu hakkında bir ipucu verir. Bu karşılaştırmayı yapabilmek için ise önce kendi dosya sürenizi ölçmeniz gerekir.

Büronuzun Kendi Dosya Süresini Nasıl Ölçersiniz?

Takvim paneli, dosya yığınları ve iki bayrak arasındaki yolu ölçen kronometre

Büronuzun kendi verisi, genel istatistikten daha az "bilimsel" görünür ama müvekkile söz verirken çok daha güvenilirdir. Çünkü aynı hukuk bürosunun aynı tür dosyaları genellikle benzer mahkemelerde, benzer savunma stratejileriyle ve benzer dosya hazırlığıyla yürür. Ölçüm için karmaşık bir yazılıma ihtiyacınız yoktur; temiz bir tablo ve tutarlı bir tanım yeterlidir.

En önemli karar tanımdır. "Dosya süresi" derken neyi kastettiğinize büroca bir kez karar verin: dosyanın mahkemeye kaydı mı, ilk duruşma mı, ilk derece kararı mı, kararın kesinleşmesi mi? Tek bir ölçü yerine aşama bazlı birkaç ölçü tutmak daha anlamlıdır. Tüm dosyalarda aynı tanımı uygularsanız zamanla karşılaştırma yapabilirsiniz; tanımı sık sık değiştirirseniz veriniz birkaç yıl sonra anlamsızlaşır.

  1. Tanımı yazılı hâle getirin. Hangi tarihin başlangıç, hangisinin bitiş sayılacağını büro içinde kısa bir notla sabitleyin.
  2. Kapanmış dosyaları listeleyin. Yalnızca sonuçlanmış dosyaları dahil edin; açık dosyalar henüz süre üretmemiştir ve ölçümü aşağı çeker.
  3. Dosyaları türe ve mahkemeye göre gruplayın. İcra, tüketici, iş, aile gibi grupları ve gerekirse mahkeme türünü ayrı tutun.
  4. Her dosya için iki tarih arasındaki farkı hesaplayın. Gün sayısını tarihlerden hesaplayın, tahminle yazmayın.
  5. Ortalamanın yanında medyanı ve en uzun dosyaları da inceleyin. Uzun kalan dosyaların ortak özelliklerini not edin.
  6. Sonucu dönemsel olarak güncelleyin. Yılda bir kez yeniden hesaplayın ve tanımın değişmediğinden emin olun.

Ölçümden çıkan sayılar size genellikle iki şey söyler. Birincisi, hangi dava türlerinde tahmini süreyi daha dürüstçe anlatabileceğinizi gösterir. İkincisi, süreyi uzatan tekrar eden nedenleri ortaya çıkarır: eksik tebligat, geciken bilirkişi raporu, ara karar yazımı için bekleyen duruşmalar ya da tarafların süre uzatım talepleri. Bu nedenleri tespit ettiğinizde, kendi kontrolünüzdeki kısmı, yani zamanında verilen dilekçeleri ve kaçırılmayan süreleri iyileştirebilirsiniz.

💡Ölçümü ayrı bir proje yapmayın: dosya kapanırken aynı gün iki tarihi kaydetmek, yıl sonunda yüzlerce dosyayı geriye dönük taramaktan çok daha güvenilir sonuç verir.

Varsayımsal Bir Ölçüm Kurgusu

Varsayımsal bir örnek düşünün: büro, tüketici uyuşmazlıklarında dosya kaydından ilk derece kararına kadar olan aşamayı ölçmeye karar versin. Kapanmış dosyaları listelediğinde her birinin iki tarihi vardır ve fark, takvim günü olarak hesaplanır. Büro bu farkların ortalamasını da medyanını da çıkarır, sonra en uzun kalan dosyalara bakarak ortak noktaları arar. Bu örnekteki sayılar tamamen varsayımsaldır ve büronuza özgü gerçek veriyle yer değiştirmelidir; amaç yöntemi göstermektir.

Dosya süresi ölçüm notu: Başlangıç tarihi = mahkemeye kayıt tarihi. Bitiş tarihi = ilk derece kararının verildiği tarih. Kapsam = yalnız karara bağlanmış dosyalar. Gruplama = dava türü ve mahkeme. Gösterge = ortalama, medyan ve en uzun üç dosya. Güncelleme = yılda bir kez, aynı tanımla.

Müvekkile Süre Beklentisi Nasıl Anlatılır?

Masa üzerinde not defteri ve takvimin üstünde birbirine bağlı konuşma balonları

Süre sorusunun cevabı, müvekkil ilişkisinde hukuki bilgiden çok güven yönetimidir. Müvekkil çoğunlukla bir sayı bekler ve sayı vermemek ona kaçamak gibi gelebilir. Oysa "kesin bir süre söyleyemem, ancak şu aşamaların şu sırayla ilerlemesini bekliyoruz" demek hem dürüst hem de daha profesyoneldir. Aşama aşama anlatım, tek bir toplam süre söylemekten daha az yanılgıya yol açar.

Anlatıma dosyanın süreyi etkileyen unsurlarını katın: karşı tarafın tebligat durumu, bilirkişi gerekliliği, ara karar ihtimali, duruşma aralıkları, istinaf ve temyiz yolunun açık olması. Bu unsurların bir kısmı avukatın değil, mahkemenin ve karşı tarafın kontrolündedir. Müvekkil bu çerçeveyi anladığında, dosyada sessiz geçen haftaları bir ihmal değil, sürecin doğal parçası olarak görür.

Yazılı bilgilendirme yaparken mutlaka "bu bir öngörüdür, kesin süre değildir" kaydı düşün. Müvekkile resmî istatistiklerden söz edecekseniz, rakam aktarmak yerine kaynağı ve tablonun neyi ölçtüğünü anlatın; bu, hem yanlış alıntı riskini hem de büronun bir ortalamayı taahhüt etmiş görünme riskini ortadan kaldırır.

  • ✓ Süreyi aşamalara bölerek anlatın, tek toplam süre vermeyin.
  • ✓ Süreyi etkileyen unsurları (tebligat, bilirkişi, ara karar) açıkça sayın.
  • ✓ Öngörünün taahhüt olmadığını yazılı olarak belirtin.
  • ✓ Genel ortalama yerine büronun benzer dosya deneyimine dayanın.
  • ✓ Süre değiştiğinde müvekkili gerekçesiyle birlikte bilgilendirin.

Dava Ne Kadar Sürerse Sürsün: Usul Sürelerinin Disiplini

Vurgulu bir gün işaretli büyük takvim ızgarası ve yanında terazi

Dosyanın toplam ömrü büyük ölçüde mahkemenin takvimine bağlıdır; ama avukatın doğrudan sorumlu olduğu süreler ayrıdır. Cevap dilekçesi, istinaf başvurusu, itiraz ve benzeri işlemlerin süreleri kanunla belirlenir ve kaçırıldığında telafisi çoğu zaman yoktur. Dava yıllar sürebilir, ama bu yıllar içindeki birkaç günlük bir kaçırma dosyanın sonucunu belirleyebilir.

Elektronik tebligatta bu disiplinin ilk adımı süre başlangıcını doğru belirlemektir. Avukatlar için elektronik tebligat adresi almak zorunludur ve UETS, PTT tarafından işletilir. Tebligat Kanunu m.7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Tebligatı o gün açmış olmanız ya da hiç açmamanız süre başlangıcını değiştirmez; erken açmak süreyi öne çekmez, geç açmak ertelemez. Tebliğ için muhatabın ayrıca bir onay vermesi de gerekmez.

Süre hesabında gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz; hafta, ay ve yıl sürelerinde süre başladığı güne karşılık gelen günde biter (HMK m.92). Resmî tatiller süreye dahildir; yalnız son gün hafta sonuna veya resmî tatile denk gelirse süre izleyen ilk iş günü mesai sonunda biter (HMK m.93). Arife günleri yarım gün olsa da süreyi uzatmaz. HMK'da yazılı yargılamada cevap dilekçesi süresi iki hafta, istinaf süresi de iki haftadır.

Adli tatil her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasıdır. Hukuk yargılamasında süreler adli tatilde durmaz; son günü tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104). İdari yargıda bu uzama yedi gündür (İYUK m.8/3), tutuksuz ceza işlerinde ise üç gündür (CMK m.331). İcra takip işlemlerinde ve tutuklu işlerde ise uzama yoktur. Bu ayrımları dosya türüne göre ezbere değil, kayıtlı bir kural setine göre uygulamak gerekir.

ℹ️
Dosya süresi ile usul süresi aynı şey değildir. İlkini mahkeme ve dosya yapısı belirler, ikincisini kanun belirler; birincide ölçerek öngörü yaparsınız, ikincisinde ise hesaplayarak kesin bir son güne ulaşırsınız.

Hukuki süre hesabını elle yapmak yerine, hukuki süre hesaplama aracı ile kontrol edebilirsiniz; ücretsiz hukuki hesaplama araçlarının tamamına buradan da ulaşabilirsiniz.

MÜHLET ile Dosya ve Süre Takibi

Gelen zarfların takvimdeki son gün işaretlerine aktığı ve etrafında bildirim zilleri olan gelen kutusu

Büronun kendi dosya süresini ölçmek ve kaçırılmaz usul sürelerini izlemek aynı düzenin iki yüzüdür: her ikisi de tarihlerin tutarlı kaydına dayanır. MÜHLET, bu düzeni elle yönetme yükünü azaltmak için tasarlanmış bir süre takip ve tebligat yönetim platformudur.

UETS'e düşen e-tebligatları tarayıcı eklentisiyle, avukatın kendi bilgisayarında ve kendi oturumuyla otomatik alır; şifre MÜHLET'e verilmez ve sunucular UETS'e bağlanmaz. Yapay zekâ tebligatı analiz eder (mahkeme, esas numarası, taraflar, tebligat türü), her çıktı bağımsız bir usul kuralı motoruyla doğrulanır ve düşük güvende avukat onayı istenir. Detaylar için yapay zekâ ile tebligat analizi ve UETS entegrasyonu sayfalarına bakabilirsiniz.

Süreleri Türk adli takvimine göre, yani adli tatil, resmî tatil ve hafta sonu düzeltmeleriyle hesaplar; son güne kadar kademeli olarak e-posta, SMS ve uygulama ya da tarayıcı bildirimiyle hatırlatır. Ayrıntılar süre takibi ve bildirim sistemi sayfalarındadır.

Büro tarafında dava, müvekkil, duruşma ve görev yönetimi, takvim senkronizasyonu, iOS ve Android mobil uygulama ile ortak, avukat, sekreter ve stajyer için rol bazlı yetki bulunur. Kayıtlı dava ve duruşma tarihlerini düzenli tutmak, kendi dosya süre ölçümünüzün de ham maddesini oluşturur. Veriler Türkiye'de barındırılır ve KVKK uyumlu çalışılır. Platform tebligat kredisiyle çalışır ve ilk kullanımda ücretsiz deneme kredisi verilir; ayrıntılar için fiyatlar sayfasına göz atabilirsiniz.

İstatistik ve Dosya Süresi Konusunda Sık Yapılan Hatalar

Uyarı tabelaları ve devrilmiş dosya yığınlarıyla dolu kıvrımlı yol

İlk ve en yaygın hata, kaynağı doğrulamadan bir ortalamayı alıntılamaktır. İnternette dolaşan bir rakamın hangi dönemi, hangi mahkeme grubunu ve hangi tanımı kapsadığı bilinmeden müvekkile aktarılması, hem bilgi hem de itibar riski doğurur. Rakama ihtiyaç duyuyorsanız doğrudan resmî kaynağa gidin; tanımı okuyamıyorsanız rakamı kullanmayın.

İkinci hata, iş yükü göstergelerini süre göstergesi gibi okumaktır. Derdest dosya sayısının yüksek olması dosyaların uzun sürdüğünü tek başına göstermez; yeni gelen dosya sayısı da yüksek olabilir. Karara bağlanan dosya sayısı ile görülme süresi de aynı şey değildir. Her göstergenin ölçtüğü şeyi tablonun açıklama notundan öğrenmeden yorum yapmayın.

Üçüncü hata, ortalamayı tek başına kullanmaktır. Aşırı uzun birkaç dosya ortalamayı belirgin biçimde yukarı çeker; medyan ve dağılım bakılmadan yapılan yorum yanıltıcıdır. Büro içi ölçümde de aynı tuzak geçerlidir: en uzun kalan dosyaları ayrıca inceleyin.

Dördüncü hata ise kanıt yerine alışkanlıkla konuşmaktır. "Bu mahkemede hep böyle olur" cümlesi, ölçülmedikçe bir izlenimdir. Kendi dosyalarınızı iki tarihle kaydetmeye başladığınızda, bu izlenimin gerçekle ne kadar örtüştüğünü ilk kez görürsünüz. Bu, hem müvekkil iletişiminde hem de büro içi iş planlamasında ciddi bir avantaj sağlar.

Son olarak, dosya sürelerinin uzun olması ihtimali usul sürelerine gösterilen özeni gevşetmemelidir. Uzayan dosyalarda tebligatlar da çoğalır, ara kararlar ve kısa süreli yükümlülükler artar. Süre takibini otomatik ve kayıtlı hâle getirmek, dosya ne kadar uzarsa uzasın sürpriz yaşamamanın en doğrudan yoludur.

Sık Sorulan Sorular

Ortalama dava süresi için resmî veri nerede bulunur?

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün yayımladığı adli istatistiklerde bulunur. Güncel yayınları ve tabloların açıklama notlarını doğrudan kurumun kendi sayfasından takip etmek en güvenlisidir.

Bu yazıda neden somut bir ortalama dava süresi verilmiyor?

Dava türü, mahkeme, yargı çevresi ve dosya yapısına göre süre belirgin biçimde değiştiği için tek bir rakam hiçbir dosyayı doğru tarif etmez. Rakam yerine, resmî verinin nasıl okunacağı ve büro içi ölçüm yöntemi anlatılmıştır.

Ortalama ile medyan arasındaki fark nedir?

Ortalama tüm süreleri toplayıp dosya sayısına böler ve çok uzun birkaç dosyadan etkilenir. Medyan ise dosyalar kısadan uzuna sıralandığında ortadaki dosyanın süresidir ve aşırı değerlerden daha az etkilenir.

Büro kendi dosya süresini nasıl ölçebilir?

Başlangıç ve bitiş tarihlerinin tanımını sabitleyin, yalnız kapanmış dosyaları alın, türe ve mahkemeye göre gruplayın, tarih farkını hesaplayın ve ortalamanın yanında medyanı da inceleyin. Sonucu yılda bir aynı tanımla güncelleyin.

Müvekkile dava süresini söylemek taahhüt sayılır mı?

Süreyi öngörü olarak ve aşamalara bölerek anlatmak ve bunu yazılı olarak "kesin süre değildir" kaydıyla belirtmek, taahhüt algısını önler. Mahkemenin takvimi avukatın kontrolünde değildir.

Elektronik tebligatta süre ne zaman başlar?

Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır (Tebligat K. m.7/a). Tebligatı okumak ya da okumamak süre başlangıcını değiştirmez.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki değerlendirme gerekir.

  • #dava suresi istatistikleri
  • #ortalama dava suresi
  • #adli istatistikler
  • #dosya takibi
  • #hukuk burosu yonetimi
M

MÜHLET

Avukatlar için süre yönetimi ve elektronik tebligat alanında uygulamaya dönük içerikler üreten MÜHLET ekibi.