Mühlet mobil uygulama simgesi

Mühlet mobil uygulaması

Süre ve tebligatlarınız telefonunuzda

Aç
Mühlet amblemi: terazi ve saatMühlet logosu
Adalet terazisi, hâkim tokmağı ve kanun kitapları
Süre Yönetimi

Dava Takip Programında Raporlama Özellikleri

Dava takip programında raporlama özellikleri neleri kapsamalı? Süre, tebligat, duruşma ve iş yükü raporlarını büronuzda nasıl kuracağınızı öğrenin.

MÜHLET · 12 Ekim 2026 · 14 dk okuma

Dava Takip Programında Raporlama Özellikleri
İçindekiler

Dava takip programında raporlama özellikleri, büronun hangi dosyada hangi sürenin, duruşmanın ve görevin beklediğini tek ekranda göstermelidir. İyi bir raporlama; yaklaşan süreleri, yeni gelen tebligatları, duruşma takvimini ve kişi bazlı iş yükünü güncel veriden üretir. Amaç süslü grafik değil, süre kaçırma riskini görünür kılmak ve büro yönetimine somut karar verisi sağlamaktır. Aşağıda hangi raporların gerçekten işe yaradığını, nasıl kurulacağını ve nerede hata yapıldığını bulacaksınız.

Raporlama Neden Dava Takip Programının Asıl Değeridir?

Dosya klasörlerinin üzerinde duran parlayan rapor paneli

Bir dava takip programını seçerken çoğu büro önce dosya kaydı, belge yükleme ve hatırlatma gibi görünür özelliklere bakar. Oysa programın günlük hayattaki gerçek değeri, girilen verinin karar verilebilir bir özete dönüşmesinde yatar. Dosyalar yüzlerle ifade edildiğinde, hangi süre bu hafta doluyor, hangi tebligat henüz işlenmedi, hangi duruşma için hazırlık eksik gibi soruların cevabı ancak raporla alınabilir. Raporlama olmayan bir program, dijital bir dosya dolabından öteye geçmez.

Örneğin Ankara'da icra ağırlıklı çalışan bir avukat düşünün. Sabah büroya geldiğinde önünde onlarca dosya, birkaç yeni e-tebligat ve telefonla gelen müvekkil talepleri var. Programda yalnızca dosya listesi varsa, öncelik sırasını kendi hafızasıyla kurmak zorunda kalır. Programda ise "önümüzdeki yedi günde bitecek süreler" ve "işlenmemiş tebligatlar" raporu varsa, güne neyle başlayacağını iki dakikada belirler. Fark, hafızaya yaslanan bir çalışma düzeniyle veriye yaslanan bir çalışma düzeni arasındaki farktır.

Raporlamanın ikinci katkısı, büro içi iletişimi sadeleştirmesidir. Ortak avukat, sekreter ve stajyer aynı dosya hakkında farklı şeyler bilebilir. Ortak bir rapor, herkesin aynı gerçekliğe baktığı bir zemin yaratır; "o süre sende miydi bende miydi" tartışmasını ortadan kaldırır. Süre takibi hukuk pratiğinde sorumluluk doğuran bir alan olduğu için bu ortak görünürlük bir lüks değil, bir güvence sayılır.

Üçüncü katkı, büro yönetimine dönüktür. Hangi tür dosyanın büroda ne kadar yer tuttuğu, iş yükünün çalışanlar arasında dengeli dağılıp dağılmadığı ve hangi dönemlerde yoğunluk yaşandığı, ancak düzenli raporlarla izlenebilir. Bu yazıda önce hangi raporların işe yaradığını, ardından süre ve tebligat raporlarının hukuki dayanaklarını, sonra da kurulum ve hata noktalarını ele alacağız. Süre takibinin temel mantığı için süre takibi özelliği sayfasına da göz atabilirsiniz.

Hangi Raporlar Avukatlık Bürosunda Gerçekten İşe Yarar?

Masa üzerinde dizilmiş farklı rapor kartları ve büyüteç

Raporlama konusunda en sık yapılan yanlış, mümkün olan her raporu üretmeye çalışmaktır. Elli farklı grafik içeren bir ekran, kimsenin açmadığı bir ekrandır. Avukatlık bürosunda işe yarayan raporlar az sayıdadır ve her biri belirli bir soruya cevap verir. Bu soruları baştan netleştirmek, programdan ne beklediğinizi de belirler.

Süre ve tebligat odaklı raporlar

İlk grup, doğrudan hak kaybı riskiyle ilgilidir. Yaklaşan süreler raporu, belirli bir tarih aralığında sona erecek tüm süreleri dosya, sorumlu kişi ve kalan gün bilgisiyle listeler. İşlenmemiş tebligat raporu ise sisteme düşmüş ancak henüz kimsenin süreye bağlamadığı evrakı gösterir. Bu iki rapor, büronun en kritik iki sorusunu cevaplar: "Neyin süresi dolmak üzere?" ve "Neye henüz bakılmadı?"

Duruşma ve görev odaklı raporlar

İkinci grup, zaman planlamasına yöneliktir. Haftalık duruşma listesi, hangi avukatın hangi gün hangi mahkemede olacağını gösterir. Görev raporu ise dilekçe hazırlama, belge toplama veya müvekkil arama gibi işlerin kimde olduğunu ve ne zaman bitmesi gerektiğini ortaya koyar. Duruşma takvimi ile görev listesi birlikte okunduğunda, çakışan günler önceden fark edilir.

Yönetim odaklı raporlar

Üçüncü grup büro sahiplerine hitap eder. Kişi bazlı iş yükü, dosya türüne göre dağılım ve açık dosya sayısı gibi özetler, kaynak planlamasına yardımcı olur. Bu raporlar günlük kullanılmaz; haftalık veya aylık toplantılarda bakılır. Önemli olan, bu raporların da gerçek veriden beslenmesi ve elle düzenlenmiş tablolara dönüşmemesidir.

Bu raporların hepsinde filtreleme esnekliği aranmalıdır. Sorumlu kişiye, dosya türüne, mahkemeye veya tarih aralığına göre daraltılabilen bir rapor, aynı veriyi farklı ihtiyaçlara uyarlar. Örneğin sekreter yalnızca bugün işlenmesi gereken tebligatları, ortak ise yalnızca önümüzdeki iki haftanın kritik sürelerini görmek isteyebilir. Filtrelenemeyen sabit raporlar zamanla kullanılmaz hale gelir; çünkü kullanıcı aradığını bulmak için uzun listeler arasında vakit kaybeder.

Aşağıdaki tablo, bu üç grubu ve her birinin cevapladığı soruyu özetler.

Rapor grubuCevapladığı soruBakış sıklığı
Yaklaşan sürelerÖnümüzdeki günlerde hangi süre doluyor?Her gün
İşlenmemiş tebligatHangi evrak henüz süreye bağlanmadı?Her gün
Duruşma takvimiBu hafta kim, nerede, hangi dosyada?Haftalık
Görev durumuHangi iş kimde, ne zaman bitmeli?Haftalık
İş yükü dağılımıYük çalışanlara dengeli dağılmış mı?Aylık

Süre ve Tebligat Raporlarının Hukuki Zemini

Elektronik adrese ulaşan tebligat zarfı ve geri sayım yayı

Raporun güvenilir olması için altındaki hesabın doğru olması gerekir. Süre raporu yanlış tarih gösteriyorsa, rapor ne kadar şık olursa olsun zarar verir. Bu nedenle raporlama özelliklerini değerlendirirken önce programın süreyi nasıl hesapladığına bakmak gerekir. Elektronik tebligatta temel kural şudur: tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a). Muhatap tebligatı okusa da okumasa da bu sonuç değişmez; erken açmak süreyi öne çekmez, geç açmak ertelemez. Tebliğ için muhatabın ayrıca bir onay vermesi de gerekmez.

Bu kural, "okundu" bilgisine bakarak süre hesaplayan bir raporun neden tehlikeli olduğunu gösterir. Tebligatın sisteme düştüğü tarih, süre hesabının asıl girdisidir. İyi bir raporda her tebligat için ulaşma tarihi, tebliğ sayılma tarihi ve süre başlangıcı ayrı ayrı görünür olmalıdır. Böylece sekreter de stajyer de rapora bakarak sürenin neden o gün bittiğini anlayabilir.

Süre hesabının ikinci ayağı sayım kurallarıdır. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz; hafta, ay ve yıl sürelerinde süre başladığı güne karşılık gelen günde sona erer (HMK m.92). Resmî tatiller süreye dahildir. Yalnızca son gün hafta sonuna ya da resmî tatile denk gelirse, süre izleyen ilk iş günü mesai bitiminde dolar (HMK m.93). Arife günü yarım gün olsa da süreyi uzatmaz. Raporlama ekranındaki "son gün" bilgisi bu düzeltmeleri içeriyorsa güvenilirdir; içermiyorsa avukatın elle kontrol etmesi gerekir.

Yazılı yargılamada cevap dilekçesi süresi iki haftadır, istinaf süresi de iki haftadır. Bunlar raporlarda en sık görülen süre türleridir. Bunların dışındaki süreler ilgili usul kanununa göre değişir; programın kural altyapısı bu farkları doğru yansıtmalıdır. Kendi başınıza hesap yapmak isterseniz ücretsiz hukuki süre hesaplama aracını deneyebilirsiniz.

Raporun bu bilgileri göstermesi kadar, hesabın nasıl yapıldığını açıklayabilmesi de önemlidir. Bir meslektaşınız veya müvekkiliniz "bu süre neden o gün doluyor" diye sorduğunda, rapordan tebliğ sayılma tarihini, sayım kuralını ve varsa tatil düzeltmesini gösterebilmelisiniz. Hesabın izlenebilir olması, hata ihtimalini azaltır ve büro içinde ortak bir dil oluşturur. Süreyi yalnızca bir tarih olarak gösteren, nasıl bulunduğunu söylemeyen raporlar, ilk itirazda güvenilirliğini kaybeder.

⚠️
Okundu işaretine güvenmeyin. Elektronik tebligatta süre, okunma anına göre değil, ulaşma tarihini izleyen beşinci günün sonuna göre işler; raporunuz da bunu esas almalıdır.

Adli Tatil ve Özel Durumların Rapora Yansıması

Yaz dönemi vurgulu takvim ve uzayan süre oku

Raporlama özelliklerinin en çok sınandığı dönem adli tatildir. Adli tatil her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındadır. Burada sık düşülen bir yanılgı, sürelerin tatilde durduğunu varsaymaktır. Hukukta süreler adli tatilde durmaz. Son günü tatile rastlayan süre ise tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104); bu da 7 Eylül anlamına gelir. Yani tatil içinde başlayan ve tatilin içinde dolacak bir süre, rapor ekranında 7 Eylül'e uzamış görünmelidir.

Uzamanın kapsamı her alanda aynı değildir. İdari yargıda uzama yedi gündür (İYUK m.8/3), tutuksuz ceza işlerinde ise üç gündür (CMK m.331). İcra takip işlemlerinde ve tutuklu işlerde uzama yoktur. Bu fark, raporlama açısından önemli sonuçlar doğurur: aynı tarihte biten iki süreden biri uzar, diğeri uzamaz. Program tüm dosyalara aynı tatil kuralını uygulayan basit bir mantık kullanıyorsa, rapor bir dosyada yanıltıcı olacaktır. İcra ağırlıklı çalışan büroların bu noktaya özellikle dikkat etmesi gerekir.

Özel durumların ikinci grubu, tebligatın türü ve usulüdür. Her tebligat elektronik yolla gelmez; bazıları fiziki olarak tebliğ edilir ve bunlarda süre başlangıcı farklı belirlenir. Rapor, tebligatın nasıl tebliğ edildiğini ayrı bir alan olarak tutmalı ve süreyi buna göre hesaplamalıdır. Bu alan boş bırakıldığında, program varsayılan bir hesapla ilerler ve hata fark edilmeden raporlara girer.

Bu özel durumların ortak noktası, raporun varsayılan bir kurala sığmamasıdır. Her dosyanın kendine özgü bir süre mantığı olabileceğinden, iyi bir program istisnaları görünür kılar ve avukatın müdahale etmesine izin verir. Rapor, bir dosyadaki süreyi otomatik hesapladığını, ancak hangi kurala dayandığını da gösterdiğinde, avukat hem hızdan hem de denetimden yararlanır. Kuralın görünmediği bir sistemde, istisna içeren dosyalar fark edilmeden yanlış listelenebilir.

Üçüncü grup, süresi uzatılabilen veya mahkemece verilen süreler ile kanundan doğan sürelerin ayrımıdır. Mahkemenin verdiği kesin süre, kanuni süreden farklı sonuçlar doğurabilir. Raporda bu iki türün ayrı etiketlenmesi, hangi sürenin öncelikli olduğunu anlamayı kolaylaştırır. Emin olmadığınız bir süre türünde, ilgili usul kanunundaki süreyi kontrol edip rapordaki kaydı onaylamak en güvenli yoldur.

Rol Bazlı Yetki: Kim Hangi Raporu Görmeli?

Farklı panelleri açan dört renkli anahtar şekli

Raporlama yalnızca veri göstermek değil, doğru veriyi doğru kişiye göstermektir. Bir hukuk bürosunda ortak avukat, çalışan avukat, sekreter ve stajyer aynı bilgiye ihtiyaç duymaz. Ortak, büronun tamamına dair özetleri görmek ister; çalışan avukat kendi dosyalarına odaklanır; sekreter tebligat işleme ve takvim düzenleme işlerinde çalışır; stajyer ise sınırlı bir dosya grubuyla ilgilenir. Rol bazlı yetki, bu ayrımı program düzeyinde kurar.

Yetki kurgusu raporlamayı üç açıdan etkiler. Birincisi gizliliktir. Müvekkil bilgisi ve dosya içeriği avukatlık sırrı kapsamındadır; bunların her çalışana açık olması gerekmez. İkincisi sadeliktir. Stajyerin ekranında büronun tüm dosyalarını gösteren bir rapor, ona fazla bilgi yükler ve asıl işini gölgeler. Üçüncüsü sorumluluk netliğidir. Her sürenin ve görevin sorumlusu belli olduğunda, rapor "kim bakıyor" sorusunu kendiliğinden cevaplar.

Pratikte şöyle bir düzen iyi çalışır: Ortak bütün büroyu kapsayan yaklaşan süreler ve iş yükü raporunu görür. Avukat kendi sorumlu olduğu dosyaların süre ve duruşma raporunu görür. Sekreter işlenmemiş tebligat ve duruşma takvimi raporuyla çalışır. Stajyer ise kendisine atanmış görevlerin listesini görür. Bu düzen kurulurken, kimsenin başkasının dosyasını görmesinin engellenmesi kadar, kimsenin kendi sorumluluğundaki bir dosyayı kaçırmaması da gözetilmelidir.

Yetki konusunda dikkat edilecek bir nokta da ayrılan veya görev değiştiren çalışanlardır. Bir avukat dosyalardan ayrıldığında, ona atanmış sürelerin başka birine devredilmesi gerekir. Rapor bu geçişi görünür kılmalı; sahipsiz kalmış süre raporda ayrıca işaretlenmelidir. Aksi halde en tehlikeli durum doğar: herkes sürenin bir başkasında olduğunu düşünür. Bildirimlerin kime gittiğini yönetmek için bildirim sistemi sayfasındaki yaklaşım da bu açıdan okunabilir.

Raporlama Sistemini Büronuzda Adım Adım Kurmak

Panele çıkan basamaklı bloklar ve en üstte bayrak

Raporlama programı satın almakla değil, büro içinde bir alışkanlık oluşturmakla başlar. En gelişmiş rapor bile, altındaki veri eksik girildiyse yanıltır. Bu nedenle kuruluma özellik listesinden değil, büronun çalışma düzeninden başlamak gerekir. Aşağıdaki adımlar, küçük veya orta ölçekli bir bürodan büyük bir ofise kadar uygulanabilir.

  1. Soruları yazın. Büro olarak her sabah cevabını bilmek istediğiniz üç-beş soruyu belirleyin; raporları bu sorulardan türetin.
  2. Veri girişi sorumlusunu atayın. Yeni tebligat ve duruşma bilgisini kimin, ne zaman sisteme gireceğini veya onaylayacağını netleştirin.
  3. Rolleri tanımlayın. Ortak, avukat, sekreter ve stajyer için hangi raporların görüneceğini belirleyin.
  4. Günlük bakış saatini sabitleyin. Yaklaşan süreler ve işlenmemiş tebligat raporuna her gün aynı saatte, aynı kişinin bakmasını kurala bağlayın.
  5. Haftalık toplantıda raporu kullanın. Duruşma, görev ve iş yükü raporlarını haftalık büro toplantısında ekrana yansıtarak konuşun.
  6. Ay sonunda doğrulayın. Birkaç dosyayı rastgele seçip rapordaki süre ve tarihleri kendi hesabınızla karşılaştırın.

Bu adımlardan en çok atlananı ilk ve son olanıdır. Soruları yazmadan kurulan raporlar amaçsız kalır; doğrulama yapılmayan raporlar ise zamanla güveni kaybeder. Adım dördün de önemli bir yan etkisi vardır: günlük bakış saati sabitlendiğinde, rapor bir alışkanlığa dönüşür ve kimse "bugün bakmadım" demez.

Kurulumun başında küçük başlamak da bir stratejidir. İlk ay yalnızca yaklaşan süreler ve işlenmemiş tebligat raporunu kullanın. Bu iki rapor oturduktan sonra duruşma ve görev raporlarını ekleyin. En sona iş yükü gibi yönetim raporlarını bırakın. Kademeli geçiş, ekibin programa alışmasını kolaylaştırır ve ilk günden gelen bilgi yükünü önler.

💡Raporu ilk açtığınız gün sürelerin tamamını değil, yalnızca önümüzdeki on dört günün listesini inceleyin; büyük resmi sonra kurarsınız.

Veri Kalitesi: Rapor Girdiği Kadar Doğrudur

Dağınık küpleri düzenli bloklara dönüştüren huni

Raporlama konusunda en sık duyulan şikâyet, "program yanlış gösterdi" cümlesidir. Çoğu zaman sorun programın hesabında değil, ona verilen bilgidedir. Tebligat tarihinin yanlış girilmesi, mahkeme adının eksik yazılması veya dosyanın yanlış kişiye atanması, rapora doğrudan yansır. Veri kalitesi, raporlamanın görünmeyen yarısıdır ve ona yatırım yapmayan bürolar raporlardan fayda göremez.

Veri kalitesini artırmanın en etkili yolu, mümkün olan her bilgiyi elle girmek yerine kaynağından otomatik almaktır. Elle girişin her aşamasında hata payı vardır; bir rakamı yanlış yazmak veya bir tebligatı hiç girmemek en yaygın örneklerdir. Tebligat kaynağından otomatik alınan veri, bu riski azaltır. Avukatlar için elektronik tebligat adresi almak zorunlu olduğundan, tebligatların önemli bir bölümü UETS üzerinden gelir; bu akışı programa bağlamak, veri girişini ciddi biçimde sadeleştirir. Ayrıntı için UETS entegrasyonu sayfasına bakabilirsiniz.

Otomatik alınan verinin de doğrulanması gerekir. Özellikle yapay zekâ ile çıkarılan bilgilerde, mahkeme, esas numarası, taraflar ve tebligat türü gibi alanların bağımsız bir kural kontrolünden geçmesi ve güven düşükse bir avukatın onay vermesi doğru yaklaşımdır. Bu, hem otomasyonun hızından yararlanmayı hem de hukuki sorumluluğu avukatta tutmayı sağlar. Yapay zekânın tebligat içeriğini nasıl yorumladığını yapay zekâ tebligat analizi sayfasında bulabilirsiniz.

Büro içi disiplin de aynı derecede önemlidir. Aşağıdaki kontrol listesi, rapora güvenmeden önce her dosyada bakılması gereken noktaları özetler.

  • ✓ Tebligatın ulaşma tarihi doğru girilmiş mi?
  • ✓ Tebligatın türü (elektronik veya fiziki) belirtilmiş mi?
  • ✓ Süre, dosya ve sorumlu kişiyle eşleştirilmiş mi?
  • ✓ Adli tatile rastlayan süreler için uzama kuralı doğru işlenmiş mi?
  • ✓ Duruşma tarihi ve mahkeme bilgisi güncel mi?

MÜHLET ile Raporun Dayandığı Veriyi Otomatikleştirmek

Tarayıcıdan takvime ve zil simgesine akan zarflar

Rapor ancak altındaki veri güncel ve doğruysa değer taşır. MÜHLET bu noktada, raporların dayandığı süre ve tebligat verisini üretme işini üstlenir. MÜHLET, UETS'e düşen e-tebligatları tarayıcı eklentisiyle, avukatın kendi bilgisayarında ve kendi oturumuyla otomatik alır; şifre MÜHLET'e verilmez ve sunucular UETS'e bağlanmaz. Böylece "tebligat gelmiş ama kimse girmemiş" sorunu, elle girişe bağımlı olmadan çözülür.

Gelen tebligatı yapay zekâ analiz eder; mahkeme, esas numarası, taraflar ve tebligat türünü çıkarır. Her çıktı bağımsız usul kuralı motoruyla doğrulanır ve güven düşükse avukattan onay istenir. Süreler Türk adli takvimine göre, yani adli tatil, resmî tatil ve hafta sonu düzeltmeleri dikkate alınarak hesaplanır. Son güne kadar kademeli olarak e-posta, SMS ve uygulama veya tarayıcı bildirimiyle hatırlatma yapılır; böylece yaklaşan süre yalnızca bir raporda değil, doğrudan ilgili kişinin önünde de görünür olur.

Büro tarafında dava, müvekkil, duruşma ve görev yönetimi bir arada yürür. Rol bazlı yetki ortak, avukat, sekreter ve stajyer için ayrı görünürlük sağlar. Takvim senkronizasyonu ve iOS ile Android mobil uygulama, bilgiye büro dışında da erişmeyi mümkün kılar. Veriler KVKK uyumlu biçimde Türkiye'de barındırılır. Sistem tebligat kredisiyle çalışır ve ilk kullanımda ücretsiz deneme kredisi verilir; ayrıntılar için fiyatlar sayfasına bakılabilir. Bu yapı, raporlamanın en zayıf halkası olan veri girişini azaltır; rapor formatından bağımsız olarak, güncel ve doğrulanmış veriyle çalışmanıza yardımcı olur.

Raporlamada Sık Yapılan Hatalar

Çatlak blok, uyarı üçgeni ve onarılmış blok

Raporlama projelerinin çoğu aynı birkaç hatadan dolayı verimsiz kalır. İlk hata, raporu yalnızca yönetim aracı olarak görmektir. Oysa en büyük fayda günlük operasyonda, yani süre ve tebligat takibinde ortaya çıkar. Raporu yalnızca aylık toplantıda açan bir büro, süre kaçırma riskine karşı korunmasız kalır. Rapor günlük çalışma akışının bir parçası olmalıdır.

İkinci hata, programın hesabına körü körüne güvenmektir. Hangi yazılım olursa olsun, süre hesabının son sorumlusu avukattır. Hesaplanan son günü, özellikle kritik dosyalarda, kendi bilginizle veya bağımsız bir araçla doğrulamak iyi bir alışkanlıktır. Hesaplamanın dayandığı kuralları bilmek, rapordaki bir tutarsızlığı fark etmenizi sağlar.

Üçüncü hata, tebligatın okunma durumunu süre başlangıcı sanmaktır. Elektronik tebligatta süre, ulaşma tarihini izleyen beşinci günün sonunda başlar; okuma anı bu hesabı değiştirmez. Dördüncü hata, adli tatil kuralını tüm dosyalara aynı biçimde uygulamaktır. İdari yargıda, ceza işlerinde ve icra takibinde uzama farklıdır; icrada ve tutuklu işlerde ise uzama yoktur. Beşinci hata, raporları kimin doğrulayacağını belirlememektir. Doğrulama sorumlusu olmayan raporlar zamanla eskir ve güvenilirliğini yitirir.

ℹ️
Raporu ayda bir doğrulayın. Birkaç dosyayı rastgele seçip süre, tarih ve sorumlu bilgisini elle kontrol etmek, raporun güvenilirliğini ölçmenin en ucuz yoludur.

Bu hataların hepsi küçük bir kontrol listesiyle önlenebilir. Aşağıdaki not, büro içi bir doğrulama kaydı olarak kullanılabilir.

Aylık rapor doğrulama notu:
Kontrol edilen dosya sayısı: (rastgele seçilen dosyalar)
Tebligat ulaşma tarihi ve türü doğru mu: Evet / Hayır
Son gün hafta sonu veya tatil düzeltmesi doğru mu: Evet / Hayır
Sorumlu kişi güncel mi: Evet / Hayır

Bu notu her ay doldurmak birkaç dakika sürer, ancak raporun gerçeği yansıttığını gösteren somut bir kanıt bırakır. Büro içi denetim açısından da bu kayıt değerlidir; olası bir sorunda, sürecin işletildiğini ortaya koyar.

Sık Sorulan Sorular

Dava takip programında en az hangi raporlar bulunmalı?

En az iki rapor şarttır: yaklaşan süreler ve işlenmemiş tebligat. Bunlara duruşma takvimi ve görev durumu eklenirse günlük operasyon büyük ölçüde kapsanır. İş yükü ve dosya dağılımı gibi yönetim raporları ise ikinci aşamada eklenebilir.

Elektronik tebligatta süre okunduğu günden mi başlar?

Hayır. Elektronik tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır (Tebligat Kanunu m.7/a). Muhatap okusa da okumasa da bu sonuç değişmez; bu nedenle raporların ulaşma tarihini esas alması gerekir.

Adli tatil süreleri durdurur mu?

Hayır, hukukta süreler adli tatilde durmaz. Son günü tatile denk gelen süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104). İdari yargıda bu uzama yedi gün, tutuksuz ceza işlerinde üç gündür; icra takip işlemlerinde ve tutuklu işlerde uzama yoktur.

Raporlar hangi çalışanlara gösterilmeli?

Rol bazlı yetki kurulması önerilir. Ortak büronun tamamına dair özetleri, avukat kendi dosyalarını, sekreter tebligat ve takvim işlerini, stajyer ise kendisine atanmış görevleri görmelidir. Böylece hem gizlilik hem de sorumluluk netliği korunur.

Rapordaki süreye tek başına güvenebilir miyim?

Kritik dosyalarda hayır. Hangi program kullanılırsa kullanılsın, son gün bilgisini ayda bir rastgele dosyalarda kendi hesabınızla doğrulamak iyi bir uygulamadır. Gün ve hafta sürelerinin hesabı için ücretsiz hesaplama araçlarından da yararlanabilirsiniz.

MÜHLET raporlama için hangi veriyi sağlar?

MÜHLET, UETS'e düşen e-tebligatları otomatik alır, yapay zekâ ile analiz eder ve süreleri Türk adli takvimine göre hesaplar. Dava, müvekkil, duruşma ve görev kayıtlarını bir arada tutar; e-posta, SMS ve uygulama bildirimleriyle son güne kadar hatırlatır. Ücretsiz araçlar için hesaplama araçları sayfasına bakabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki değerlendirme gerekir.

  • #dava takip programi
  • #raporlama
  • #hukuk burosu yonetimi
  • #sure takibi
  • #e tebligat
M

MÜHLET

Avukatlar için süre yönetimi ve elektronik tebligat alanında uygulamaya dönük içerikler üreten MÜHLET ekibi.