Mühlet mobil uygulama simgesi

Mühlet mobil uygulaması

Süre ve tebligatlarınız telefonunuzda

Aç
Mühlet amblemi: terazi ve saatMühlet logosu
Adalet terazisi, hâkim tokmağı ve kanun kitapları
Güvenlik

Duruşma Sonucu Kaydı: Standart Veri Girişi

Duruşma sonucu kaydı nasıl tutulur? Standart veri girişinde hangi alanlar girilir, ara karar ve süre bilgisi nasıl işlenir; büro için pratik rehber.

MÜHLET · 15 Ekim 2026 · 14 dk okuma

Duruşma Sonucu Kaydı: Standart Veri Girişi
İçindekiler

Duruşma sonucu kaydı, duruşma biter bitmez her dosya için aynı alanların aynı sırayla doldurulduğu standart bir veri girişidir. Bu alanlar; duruşmanın tarihi, mahkeme ve esas numarası, kararın türü, sonraki duruşma günü, taraflara verilen ödevler ve bu ödevlerden doğan süreleri kapsar. Standart kayıt tutulduğunda büroda kimin hangi dosyada ne yaptığı belli olur ve süre kaçırma riski belirgin biçimde azalır. En kritik nokta, duruşmada verilen kararın "not" olarak değil, tarihli ve takip edilebilir bir kayıt olarak girilmesidir. Aşağıda bu kaydın nasıl kurgulanacağını, hangi alanların zorunlu olması gerektiğini ve süre takibine nasıl bağlanacağını anlatıyoruz.

Duruşma Sonucu Kaydı Neden Standart Olmalı?

Tokmak, dosya yığını ve standart form kartı bulunan duruşma kayıt masası

Örneğin Ankara'da ticaret davalarına bakan bir avukat, aynı gün içinde üç farklı mahkemede duruşmaya giriyor. Akşam büroya döndüğünde ilk duruşmada ne olduğunu hatırlıyor, ikincisini yarım hatırlıyor, üçüncüsü için ise yalnızca telefonuna aldığı kısa bir not var. Ertesi sabah sekreter "şu dosyada bir sonraki duruşma ne zaman, karşı tarafa süre verildi mi?" diye sorduğunda cevap avukatın hafızasında kalıyor. Sorun avukatın özensizliği değildir; sorun, duruşma sonucunun belirli bir biçime bağlanmamış olmasıdır.

Standart veri girişi tam olarak bu boşluğu kapatır. Her duruşmadan sonra aynı alanlar doldurulduğunda, kaydı kimin girdiğinin önemi kalmaz. Avukat girse de, stajyer girse de, sekreter avukatın notundan girse de ortaya çıkan kayıt aynı yapıdadır. Bu sayede büro içinde "eksik bilgi" tespit etmek kolaylaşır: boş kalan bir alan, kaydın tamamlanmadığını açıkça gösterir. Serbest metin notlarda ise eksiklik fark edilmez, çünkü neyin eksik olduğunu bilmek için neyin olması gerektiğini bilmek gerekir.

İkinci gerekçe süre takibidir. Duruşma sonucunda çoğu zaman bir taraf için yeni bir ödev doğar: delil sunma, cevaba cevap, eksik belgeyi tamamlama, bilirkişi raporuna itiraz gibi. Bu ödevler bir süreye bağlıysa ve kayıtta yalnızca "ara karar verildi" yazıyorsa, süre fiilen kayıtsız kalır. Standart kayıtta "ödev" ve "süre" ayrı alanlardır; dolayısıyla bir ödev girildiğinde süre sorusu da kaçınılmaz olarak sorulur.

Üçüncü gerekçe süreklilik ve devredilebilirliktir. Dosyayı izinli olan meslektaşınız devraldığında, müvekkil görüşmesine hazırlanan stajyer dosyayı açtığında ya da büro ortakları toplantıda dosya durumlarını gözden geçirdiğinde, tek bakışta okunabilen bir geçmiş gerekir. Standart kayıt, dosyanın hafızasını kişilerden ayırıp büroya taşır. Bir sonraki bölümde bu kaydın çekirdek alanlarını ayrıntılı olarak ele alacağız.

Standart Kaydın Çekirdek Alanları

Renkli soyut alan kutularına bölünmüş büyük form kartı, takvim ve dosya

Bir önceki bölümde standardın neden gerektiğini gördük; şimdi içeriğine geçelim. İyi bir duruşma sonucu kaydı kısa olmalı ama eksik olmamalıdır. Amaç duruşma tutanağını kopyalamak değil, dosyanın bir sonraki adımını belirleyen bilgileri yapılandırılmış biçimde saklamaktır. Tutanağın kendisi dosyada durur; kayıt ise o tutanağın "işlenebilir özeti"dir.

Kimlik alanları ilk gruptur: mahkeme adı, esas numarası, duruşma tarihi ve duruşma türü (ilk duruşma, tahkikat duruşması, karar duruşması gibi). Bu alanlar dosyayı sistemde tek anlamlı hale getirir. İkinci grup sonuç alanlarıdır: duruşmaya katılım durumu (hangi taraf hazır bulundu), verilen karar ya da ara karar türü ve kısa bir sonuç özeti. Üçüncü grup ileriye dönük alanlardır: sonraki duruşma tarihi, taraflara verilen ödevler, bu ödevler için tanınan süre ve sorumlu kişi.

Aşağıdaki tablo, alan gruplarını ve her birinin neden zorunlu tutulması gerektiğini özetliyor.

Alan grubuÖrnek alanNeden gerekli?
KimlikMahkeme, esas no, duruşma tarihiKaydı doğru dosyaya bağlar
KatılımHazır bulunan taraflar, vekilGelmeme sonuçlarını takip etmeyi sağlar
SonuçKarar türü, kısa özetDosyanın aşamasını gösterir
Sonraki adımSonraki duruşma günü, ödevBüro takvimini besler
SüreBaşlangıç, bitiş, dayanakHak kaybını önler
SorumluKayıt giren, işi yapacak kişiİş devrini ve hesap verebilirliği sağlar

Alan sayısını gereksiz yere artırmamak da önemlidir. Çok uzun bir form, avukatın duruşma çıkışında koridorda doldurabileceği bir şey olmaktan çıkar ve zamanla doldurulmaz hale gelir. Pratikte altı alan grubunun her biri için en fazla bir iki satırlık giriş yeterlidir. Ayrıntı gerekiyorsa serbest metin bir "not" alanı eklenebilir; ancak notun, yapılandırılmış alanların yerine geçmemesine dikkat edilmelidir.

💡Sonuç özetini tek cümleyle sınırlayın; ayrıntıyı dosyadaki tutanağa bırakın, kayıtta yalnızca karar ve ödevi tutun.

Duruşma Sonucundan Doğan Süreler ve Takip Alanı

Vurgulanmış son gün takvimi ile duruşma dosyası ve tokmağı bağlayan yol

Duruşma sonucu kaydının en değerli kısmı, sürelerin girildiği bölümdür. Çünkü duruşma salonunda verilen bir kararın sonucu çoğu zaman bir takvim tarihine dönüşür. Mahkemenin tanıdığı kesin süreler, tebliğe bağlı süreler ve kanundan doğan süreler aynı kayıtta farklı etiketlerle tutulmalıdır. Aksi halde "mahkemenin verdiği iki haftalık süre" ile "kanuni istinaf süresi" aynı çuvalın içine düşer ve hangisinin hangi dayanağa bağlı olduğu unutulur.

Mahkemenin verdiği süre ile kanuni süreyi ayırın

Duruşmada hâkim bir tarafa belirli bir iş için süre verdiğinde bu süre kayda "ara karar süresi" olarak girilir ve dayanak olarak duruşma tarihi ile ara kararın içeriği yazılır. Kanundan doğan süreler ise ilgili usul kanunundaki süredir; örneğin HMK'da yazılı yargılamada cevap dilekçesi süresi iki hafta, istinaf süresi iki haftadır. Bu iki türü ayrı etiketlemek, süre hesabı yapılırken hangi kuralın uygulanacağını baştan netleştirir.

Süre başlangıcını tahmin değil kanıtla yazın

Kayıtta süre başlangıcı alanı boş bırakılmamalı, ancak kesin bilinmiyorsa "tebliğ bekleniyor" gibi açık bir durum değeriyle işaretlenmelidir. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz; hafta ve ay sürelerinde süre başladığı güne karşılık gelen günde biter (HMK m.92). Resmî tatiller süreye dahildir; yalnız son gün hafta sonuna ya da resmî tatile denk gelirse süre izleyen ilk iş günü mesai sonunda biter (HMK m.93). Bu mantık, kayıttaki "bitiş" alanının neden elle değil, hesaplanarak girilmesi gerektiğini gösterir.

Süre hesabını elle yapmak zorunda kalan bürolar için ücretsiz hukuki süre hesaplama aracı ve diğer hukuki hesaplama araçları kontrol amacıyla kullanılabilir. Önemli olan, hesaplanan tarihin kayda girilmesi ve takvime bağlanmasıdır; çünkü hesaplanıp kaydedilmeyen süre, hiç hesaplanmamış süre kadar risklidir.

Adım Adım Duruşma Sonrası Kayıt Akışı

Tokmaktan takvime ve onay kalkanına uzanan basamaklı yol

Alanları bilmek yetmez; kaydın ne zaman ve hangi sırayla girileceği de standardın parçasıdır. Duruşma çıkışında hafıza en tazedir, bu yüzden kayıt aynı gün içinde, mümkünse duruşma biter bitmez girilmelidir. Bir gün sonra girilen kayıt ile bir hafta sonra girilen kayıt arasında bilgi kalitesi bakımından ciddi fark oluşur. Aşağıdaki akış, bürolarda sık uygulanan altı adımı özetliyor.

  1. Duruşma çıkışında ham bilgiyi alın. Karar türünü, sonraki duruşma gününü ve verilen ödevleri tutanaktan ya da mahkeme zaptından teyit edin.
  2. Kimlik alanlarını doğrulayın. Mahkeme, esas numarası ve duruşma tarihinin doğru dosyaya bağlandığından emin olun.
  3. Sonucu tek cümleyle yazın. Karar ya da ara karar türünü seçin, kısa özeti girin.
  4. Ödevleri ve süreleri ayrı satırlara girin. Her ödev için sorumlu kişi, süre dayanağı ve hesaplanan bitiş tarihini yazın.
  5. Sonraki duruşmayı takvime işleyin. Gün ve saat bilgisini büro takvimine ekleyin, hatırlatma tanımlayın.
  6. Kaydı ikinci göz için işaretleyin. Süreli bir ödev varsa başka bir ekip üyesinin kaydı gözden geçirmesini isteyin.

Bu akışın en çok atlanan adımı ikinci gözdür. Süre içeren kayıtlar tek kişinin hafızasına ve dikkatine bağlı kalmamalıdır. Hesaplamayı yapan kişi ile kontrol eden kişi farklıysa, tarihi yanlış okuma, adli tatili gözden kaçırma ya da hafta sonu düzeltmesini yanlış uygulama gibi hatalar yakalanma şansı kazanır.

Akışın bir diğer önemli noktası, kaydın "bitti" sayılma ölçütüdür. Kimlik, sonuç, sonraki adım ve süre alanları doldurulmadan kayıt tamamlanmış sayılmamalıdır. Boş alan bırakmak zorunda kalınıyorsa, boşluğun nedeni bir durum değeriyle belirtilmelidir: "tutanak bekleniyor", "tebliğ bekleniyor" gibi. Bu durumlar bürodaki bekleyen işlerin listesini oluşturur ve her sabah gözden geçirilebilir.

Kontrol notu örneği:
Duruşma tarihi ve türü girildi mi?
Karar veya ara karar türü seçildi mi?
Her ödev için süre dayanağı ve bitiş tarihi yazıldı mı?
Sonraki duruşma takvime işlendi mi?
Kaydı ikinci kişi gözden geçirdi mi?

Büroda Kim Neyi Kaydeder?

Ortak takvim panosuna bağlı dört çalışma masası ve farklı renkli dosyalar

Kayıt standardı kadar sorumluluk dağılımı da önemlidir. Duruşmaya giren avukat, sonucu en doğru bilen kişidir; dolayısıyla karar türünü ve ödevleri o teyit eder. Ancak veri girişinin tamamını avukata yüklemek, yoğun duruşma günlerinde kaydın gecikmesine yol açar. Bu nedenle birçok büro, avukatın duruşma çıkışında kısa bir sesli ya da yazılı not bırakmasını, yapılandırılmış girişi ise sekreter ya da stajyerin yapmasını tercih eder.

Bu iş bölümünün çalışması için rollerin açık tanımlanması gerekir. Avukat sonucu onaylar, sekreter kimlik ve takvim alanlarını girer, stajyer ödevlerin ve sürelerin dayanağını hazırlar, büro ortağı ise haftalık olarak bekleyen kayıtları gözden geçirir. Roller yazılı olmazsa herkes kaydın bir başkası tarafından girildiğini varsayar ve kayıt hiç girilmez. Yazılı rol tanımı, "kimse girmedi" durumunu ortadan kaldırır.

Yetki konusu da göz ardı edilmemelidir. Her ekip üyesinin her kaydı değiştirebilmesi, hatalı düzeltmelerin izini kaybettirir. Süre ve karar alanlarını avukat düzeyinde, kimlik ve takvim alanlarını sekreter düzeyinde düzenlenebilir tutmak ve değişiklikleri kimin yaptığıyla birlikte saklamak, hem hesap verebilirliği hem de hata ayıklamayı kolaylaştırır. Rol bazlı yetki, büyük bürolarda olduğu kadar iki üç kişilik bürolarda da değer taşır.

Müvekkile bilgi verme de bu akışın bir çıktısıdır. Duruşma sonucunu standart biçimde kaydeden büro, müvekkile iletilecek bilgilendirmeyi aynı kayıttan üretebilir: ne karar verildi, sonraki duruşma ne zaman, müvekkilden beklenen belge ya da bilgi nedir. Bu, her müvekkil için ayrı ayrı hatırlamaya çalışmaktan çok daha güvenilirdir ve müvekkil memnuniyetini doğrudan etkiler.

  • ✓ Duruşmaya giren avukat sonucu ve ödevleri teyit eder.
  • ✓ Sekreter kimlik ve takvim alanlarını aynı gün içinde girer.
  • ✓ Stajyer süre dayanağını hazırlar ve hesaplamayı ilk kontrolden geçirir.
  • ✓ Büro ortağı bekleyen kayıtları haftalık gözden geçirir.
  • ✓ Her değişiklik, değiştiren kişi bilgisiyle saklanır.

Sonuç Türlerine Göre Kayıt: Ara Karar, Erteleme, Karar

Takvime, dosyaya ve tokmağa ayrılan üç farklı renkli belge kartı

Her duruşma aynı sonucu doğurmaz; bu yüzden standart kayıt, sonuç türüne göre küçük farklılıklar taşır. Çekirdek alanlar hep aynı kalır, ancak türe göre ek alanlar devreye girer. Böylece kayıt hem tutarlı hem de duruma duyarlı olur. Aşağıda üç ana sonuç grubunu ele alıyoruz.

Ara karar ile ertelenen duruşmalar

Duruşmanın ertelenmesi ve ara karar kurulması en sık karşılaşılan sonuçtur. Kayıtta ertelemenin nedeni (örneğin eksik belge, bilirkişi raporu bekleniyor, taraf teşkili), sonraki duruşma günü ve varsa tarafların ödevleri girilir. Burada en çok yapılan hata, ertelemeyi "sonuç yok" saymaktır. Oysa erteleme de bir sonuçtur ve çoğu zaman bir ödev ile birlikte gelir. Ödev yazılmadıysa, bunun bilinçli olarak yazılmadığı da kayıtta görünmelidir.

Karar verilen duruşmalar

Hüküm kurulan duruşmalarda kayıt, kararın türünü ve kararın hangi tarihte açıklandığını içermelidir. Bu aşamada kritik alan, kanun yoluna başvuru süresidir. Süre başlangıcı çoğu zaman gerekçeli kararın tebliğine bağlı olduğundan, kayıtta "tebliğ bekleniyor" durumu açıkça işaretlenmeli ve tebliğ geldiğinde süre hesaplanarak girilmelidir. Tebligat elektronik adrese yapılıyorsa, muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı unutulmamalıdır (Tebligat K. m.7/a); okumak ya da açmak bu başlangıcı değiştirmez.

Taraf gelmemesi ve dosyanın işlemden kalkması gibi durumlar

Duruşmaya taraflardan birinin ya da her ikisinin katılmaması durumunda, sonucun hukuki niteliği ilgili usul kanununa göre belirlenir. Kayıtta bu niteliği tahmin etmek yerine, tutanaktaki ifadeyi olduğu gibi özetlemek ve ilgili süreyi tutanağa dayanarak girmek doğru olandır. Emin olunmayan her durumda "ilgili usul kanunundaki süre" şeklinde genel dayanak yazılır, süre ise tutanak ve kanun metni kontrol edildikten sonra kesinleştirilir.

⚠️
Ödevsiz erteleme kaydı olmaz. Her erteleme kaydında ya bir ödev ve süre girilmeli ya da "ödev yok" seçeneği bilinçli olarak işaretlenmelidir.

Hukuki Dayanak ve Süre Hesabında Dikkat Edilecekler

Açık kanun kitabı, terazi ve hafta sonu sütunu vurgulanmış takvim

Standart kayıt, hukuki dayanağı gösterebildiği ölçüde değerlidir. Bu yüzden süre alanının yanında dayanak alanı bulunmalıdır. Dayanak, ya mahkemenin duruşmada verdiği süre (ara karar) ya da kanundan doğan süredir. Kayda yazılan dayanak, süreyi yeniden hesaplamak gerektiğinde ilk başvurulan yer olur ve ekip arkadaşının "bu süre neye göre hesaplandı?" sorusunu cevapsız bırakmaz.

Süre hesabında bilinmesi gereken temel kurallar kısaca şöyledir. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz; hafta, ay ve yıl sürelerinde süre başladığı güne karşılık gelen günde biter (HMK m.92). Resmî tatiller süreye dahildir, ancak son gün hafta sonu veya resmî tatile rastlarsa süre izleyen ilk iş günü mesai sonunda biter (HMK m.93). Arife günleri yarım gün olsa da süreyi uzatmaz. Bu kurallar kayıttaki bitiş tarihinin güvenilir olması için her kayıtta aynı biçimde uygulanmalıdır.

Adli tatil ayrıca dikkat ister. Adli tatil her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındadır ve hukukta süreler adli tatilde durmaz. Son günü tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104); yani sürenin sonu 7 Eylül'e kadar uzanır. İdari yargıda bu uzama yedi gün, tutuksuz ceza işlerinde üç gündür. İcra takip işlemlerinde ve tutuklu işlerde ise uzama yoktur. "Adli tatilde son gün ilk iş gününe kayar" şeklindeki yaygın yanlış, kayıtlara hatalı bitiş tarihi taşıyabilir.

ℹ️
Dayanağı kayda yazın. Bitiş tarihinin yanında hangi kurala göre hesaplandığını da girmek, hatayı sonradan bulmayı kolaylaştırır.

Tebligata bağlı sürelerde elektronik tebligat kuralı özellikle önemlidir. UETS, PTT tarafından işletilir ve avukatlar için elektronik tebligat adresi almak zorunludur. Tebligat muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır; muhatabın bir onay vermesi gerekmez. Duruşma sonucunda "karar tebliğ edilecek" notu varsa, süre başlangıcı bu kurala göre belirlenmelidir.

MÜHLET ile Duruşma Sonucundan Süre Takibine

Gelen belge kartlarını analiz mercekten geçirip takvime ve hatırlatma çanlarına aktaran akış

Duruşma sonucundan doğan sürelerin önemli bir kısmı, ardından gelen tebligatlarla başlar ya da netleşir. Kayıt standardını kurmuş bir büro bile, gelen e-tebligatları elle takip etmek zorunda kaldığında yük altında kalabilir. MÜHLET bu noktada kaydı süre takibine bağlayan bir araç olarak çalışır; her özelliği bir derde karşılık gelir.

Tebligatları elle indirip dosyaya işlemek zaman alır. MÜHLET, UETS'e düşen e-tebligatları tarayıcı eklentisiyle, avukatın kendi bilgisayarında kendi oturumuyla otomatik alır; şifre MÜHLET'e verilmez ve sunucular UETS'e bağlanmaz. Tebligatın hangi dosyaya ait olduğunu bulmak da zahmetlidir. Yapay zekâ, tebligat içeriğini analiz ederek mahkeme, esas numarası, taraflar ve tebligat türünü çıkarır; her çıktı bağımsız bir usul kuralı motoruyla doğrulanır ve düşük güvende avukat onayı istenir.

Süre hesabında adli tatil, resmî tatil ve hafta sonu düzeltmelerini akılda tutmak hataya açıktır. MÜHLET, süreleri Türk adli takvimine göre hesaplar. Hesaplanan sürenin unutulması ise kademeli hatırlatmalarla önlenir: son güne kadar e-posta, SMS ve uygulama ya da tarayıcı bildirimi gönderilir.

Büro içi koordinasyon için takvim senkronizasyonu, iOS ve Android mobil uygulama, ortak, avukat, sekreter ve stajyer rolleriyle yetkilendirme ve dava, müvekkil, duruşma ile görev yönetimi bulunur. Duruşma sonrası kayıt akışınızdaki sorumlu, ödev ve süre alanları bu görev yönetimiyle eşleşir; böylece kayıt bir defteri dolduran bir iş olmaktan çıkar, takvime ve hatırlatmaya bağlanan bir çalışma biçimine dönüşür. Her ekip üyesi yalnızca kendi rolünün gerektirdiği kayıtları görür ve düzenler, avukat ise kritik süreleri tek ekranda izleyebilir. Veriler KVKK uyumlu biçimde Türkiye'de barındırılır. Kullanım tebligat kredisiyle yürür ve ilk kullanımda ücretsiz deneme kredisi verilir; ayrıntılar için fiyatlar sayfasına bakabilirsiniz.

Duruşma Sonucu Kaydında Sık Yapılan Hatalar

Uyarı işaretli devrilmiş dosya yığını ve onarılan takvim karosu

Standart bir kayıt yapısı kurmak yeterli değildir; uygulamada tekrar eden hataları bilmek, yapının işlemesini sağlar. İlk ve en yaygın hata, kaydı geciktirmektir. Duruşma çıkışında girilmeyen kayıt, genellikle hiç girilmez ya da eksik girilir. Gün sonuna kadar kayıt kuralı, büro kültürünün parçası haline getirilmelidir.

İkinci hata, sonuç özetinin ödev ve süre bilgisini içermemesidir. "Duruşma ertelendi" yazan bir kayıt, bir sonraki adımı belirlemeye yetmez. Ertelemenin nedeni, tarafların ödevi ve bu ödevlerin süresi yazılmadıkça kayıt, sadece geçmişi anlatır; geleceği yönetmez. Üçüncü hata, sürenin başlangıcını varsaymaktır. Tebliğ edilmemiş bir kararın süresini duruşma tarihinden başlatmak ya da elektronik tebligatta okuma tarihini esas almak, hatalı bitiş tarihi üretir.

Dördüncü hata, adli tatil ve hafta sonu düzeltmelerinin eksik uygulanmasıdır. Son günün hafta sonuna rastlaması halinde süre izleyen ilk iş günü biter, ancak bu kural kayda işlenmediyse takvimde yanlış gün görünür. Beşinci hata, rol belirsizliğidir: kaydın kim tarafından girileceği yazılı olmadığında herkes bir başkasının girdiğini varsayar. Altıncı hata ise ikinci göz kontrolünün atlanmasıdır; süre içeren her kaydın başka biri tarafından gözden geçirilmesi birçok hatayı önceden yakalar.

✅
Basit kural, büyük fark. Gün sonunda "bugünkü duruşmaların hepsinin kaydı girildi mi?" sorusuna evet diyebilmek, büronun süre güvenliğini belirgin biçimde artırır.

Hataların ortak özelliği, çoğunun bilgi eksikliğinden değil süreç eksikliğinden doğmasıdır. Avukatlar süre kurallarını bilir; ancak yoğun bir duruşma gününün sonunda bu bilgi, bir kayıt standardı ve bir kontrol alışkanlığıyla desteklenmezse uygulamaya dökülmez. Standart veri girişinin asıl katkısı, doğru bilgiyi doğru anda ve doğru yerde tutmaya zorlamasıdır.

Son olarak, kayıt standardının zamanla gözden geçirilmesi gerektiğini de eklemek gerekir. Büro bir süre standardı uyguladıktan sonra hangi alanların hiç kullanılmadığını, hangi alanların sürekli boş kaldığını ve hangi hataların tekrarlandığını görür. Kullanılmayan alanları sadeleştirmek, eksik kalan alanları zorunlu hale getirmek standardı büronun gerçek iş akışına uydurur. Standart, değişmez bir metin değil, büroyla birlikte olgunlaşan bir çalışma biçimidir.

Sık Sorulan Sorular

Duruşma sonucu kaydı ne zaman girilmelidir?

Mümkünse duruşma biter bitmez, en geç aynı gün içinde girilmelidir. Hafıza en tazeyken girilen kayıt hem daha eksiksiz olur hem de ödev ve süre bilgisinin kaybolma ihtimali azalır.

Kayda duruşma tutanağının tamamını yazmak gerekir mi?

Hayır. Tutanak dosyada kalır; kayıt ise kimlik, sonuç, sonraki adım, ödev ve süre gibi işlenebilir alanları içeren özetidir. Ayrıntı gerekiyorsa serbest metin bir not alanı kullanılabilir ancak yapılandırılmış alanların yerine geçmemelidir.

Süre başlangıcı belli değilse kayıt nasıl girilir?

Alanı boş bırakmak yerine "tebliğ bekleniyor" gibi açık bir durum değeriyle işaretlemek doğrudur. Tebliğ geldiğinde süre ilgili kurala göre hesaplanır ve kayda işlenir. Elektronik tebligatta okuma tarihi değil, ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu esas alınır.

Adli tatil duruşma sonucundan doğan süreleri durdurur mu?

Hukukta süreler adli tatilde durmaz. Son günü adli tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104). İdari yargıda bu uzama yedi gün, tutuksuz ceza işlerinde üç gündür; icra takip işlemlerinde ve tutuklu işlerde uzama yoktur.

Kaydı büroda kim girmeli?

Sonucu ve ödevleri duruşmaya giren avukat teyit eder; yapılandırılmış girişi çoğu büro sekreter ya da stajyerle yapar. Önemli olan rollerin yazılı tanımlanması ve süre içeren kayıtların ikinci bir kişi tarafından gözden geçirilmesidir.

MÜHLET duruşma sonrası süre takibinde nasıl yardımcı olur?

MÜHLET, UETS'e düşen e-tebligatları tarayıcı eklentisiyle alır, yapay zekâ ile analiz eder, süreleri Türk adli takvimine göre hesaplar ve e-posta, SMS ile uygulama ya da tarayıcı bildirimleriyle son güne kadar hatırlatır. Düşük güvenli analizlerde avukat onayı istenir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki değerlendirme gerekir.

  • #durusma sonucu kaydi
  • #standart veri girisi
  • #durusma takibi
  • #hukuk burosu yonetimi
  • #sure takibi
M

MÜHLET

Avukatlar için süre yönetimi ve elektronik tebligat alanında uygulamaya dönük içerikler üreten MÜHLET ekibi.