
Müvekkil Verilerinin Saklanma Süreleri
Müvekkil verilerinin saklanma süreleri sabit bir rakamla değil; mevzuat, zamanaşımı ve uyuşmazlık riskine göre büro politikasıyla belirlenir.

İçindekiler
- Saklama Süresi Neden Tek Rakamla Cevaplanamaz?
- KVKK m.4: Amaçla Bağlantılı, Sınırlı ve Gerektiği Kadar Muhafaza
- KVKK m.7: Silme, Yok Etme ve Anonimleştirme
- Süreyi Belirleyen Üç Etken: Mevzuat, Zamanaşımı ve Uyuşmazlık
- Saklama ve İmha Politikasını Yazılı Hale Getirme
- Büroda Hangi Veriler Hangi Gözle Değerlendirilir?
- Özel Durumlar ve İstisnalar
- MÜHLET ile Tebligat ve Süre Verisini Düzenli Tutmak
- Saklama Konusunda Sık Yapılan Hatalar
- Sık Sorulan Sorular
Müvekkil verilerinin ne kadar süre saklanacağına dair herkes için geçerli, tek bir rakam yoktur. Süreyi büro belirler; bunu yaparken ilgili mevzuattaki yükümlülükleri, zamanaşımı sürelerini ve ileride çıkabilecek uyuşmazlık ihtimalini birlikte tartar. Kişisel verilerin korunması mevzuatı, verinin işlenme amacıyla bağlantılı, sınırlı ve gerektiği kadar muhafaza edilmesini ister; işleme sebebi ortadan kalkınca da silinmesini, yok edilmesini veya anonim hale getirilmesini bekler. Bu kararın dağınık alışkanlıklara değil, yazılı bir saklama ve imha politikasına dayanması gerekir.
Saklama Süresi Neden Tek Rakamla Cevaplanamaz?

Meslek pratiğinde en sık duyulan soru şudur: "Dosya kapandıktan sonra müvekkilin belgelerini kaç yıl tutmalıyım?" Bu soruya tek rakamla cevap vermek cazip görünür, çünkü büro sekreterine ya da stajyere kısa bir talimat bırakmak işi kolaylaştırır. Ancak sabit bir rakam hem eksik hem de tehlikelidir. Eksiktir, çünkü her dosyanın dayandığı mevzuat, taşıdığı belge türü ve doğurabileceği uyuşmazlık farklıdır. Tehlikelidir, çünkü gereğinden kısa tutulan süre sizi ileride delilsiz bırakabilir; gereğinden uzun tutulan süre ise kişisel veri mevzuatı açısından sorumluluk doğurabilir.
Örneğin Ankara'da icra ağırlıklı çalışan bir avukat düşünelim. Takip dosyalarının önemli bir bölümü tahsil edilince kapanıyor. Aynı büro, bir de uzun süren bir tazminat davası yürütüyor ve müvekkil ile arasında mali konularda yazışmalar var. Bu iki dosyanın evrakını aynı gün, aynı cetvelle imha etmek, büroyu ya gereksiz yere riske sokar ya da gereksiz yere veri biriktirir. Dosyaların niteliği farklı olduğu için saklama gerekçeleri de farklıdır.
Doğru yaklaşım, süreyi bir rakamdan değil bir gerekçeden türetmektir. "Bu veriyi neden hâlâ tutuyorum?" sorusunun yazılı, savunulabilir bir cevabı varsa saklama devam eder. Cevap kalmadıysa veri silinir, yok edilir veya anonimleştirilir. Bu mantık, kişisel verilerin korunması mevzuatının temel yaklaşımıyla birebir örtüşür. Bu yazıda söz konusu mantığı adım adım kuracağız: önce hukuki çerçeveyi, sonra süreyi belirleyen etkenleri, ardından da bunu büronuzda yazılı bir politikaya nasıl dönüştüreceğinizi göreceğiz.
Bir noktayı baştan netleştirelim: Burada size "şu kadar yıl saklayın" diyen bir tablo sunmayacağız. Böyle bir tablo, büronuzun çalışma alanını, müvekkil portföyünü ve risk iştahını bilmeden hazırlanamaz. Sunabileceğimiz şey, kararı verirken hangi soruları sormanız gerektiği ve bu kararı nasıl belgeleyeceğinizdir. Bu çerçeve doğru kurulduğunda süre rakamı, politikanızın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar.
Bu yaklaşımın bir avantajı daha vardır: Bir müvekkil, denetim yapan bir merci ya da büronuzun karşı tarafı "bu belge neden hâlâ sizde?" diye sorduğunda, cevabınız bir alışkanlık değil, yazılı bir karar olur. Aynı şekilde "bu belgeyi neden attınız?" sorusuna da politikanıza ve imha kaydınıza dayanarak yanıt verebilirsiniz. Gerekçeli saklama, büronun hem veri koruma yükümlülüğünü hem de ispat gereksinimini aynı anda dengeler.
KVKK m.4: Amaçla Bağlantılı, Sınırlı ve Gerektiği Kadar Muhafaza

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 4. maddesi, kişisel verilerin işlenmesinde uyulacak genel ilkeleri sayar. Bu ilkelerin arasında, verinin belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması ve ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmesi yer alır. Yani kanun, "ne kadar saklayacağınızı" bir rakamla söylemez; saklama süresini amaca ve mevzuata bağlar.
Bu hüküm avukatlık bürosu için üç somut sonuç doğurur. Birincisi, müvekkilden alınan her veri bir amaca hizmet etmelidir. Dava vekâleti için gereken kimlik bilgisi ile dosyayla ilgisiz bir kişisel belge aynı gerekçeyle toplanamaz. İkincisi, veri gereğinden fazla toplanmamalıdır; "ileride lazım olur" düşüncesiyle biriktirilen belgeler, amaçla bağlantı koşulunu zayıflatır. Üçüncüsü, saklama süresi amaçtan bağımsız düşünülemez. Amaç devam ettiği sürece saklama gerekçesi de devam eder; amaç sona erdiğinde ise saklamanın başka bir dayanağı olup olmadığına bakmak gerekir.
Amaç sona erdiğinde ne olur?
Bir dosyada vekâlet sona ermiş, dava kesinleşmiş, takip kapanmış olabilir. Bu, verinin hemen silinmesi gerektiği anlamına gelmez. Çünkü mevzuattaki saklama yükümlülükleri, zamanaşımı süreleri ve olası uyuşmazlıklar saklamayı haklı kılan ayrı gerekçeler olabilir. Ancak bu gerekçelerin de somut olarak tespit edilmesi gerekir. "Her ihtimale karşı" ifadesi, tek başına bir saklama gerekçesi sayılmaz.
Ölçülülük, belgeleri tek tek düşünmeyi gerektirir
Dosya bir bütün olarak değerlendirilebilir, ancak içindeki veri türleri farklı hassasiyet taşır. Müvekkilin kimlik fotokopisi, sağlık raporu, banka dökümü ve yazışmaları aynı şekilde ele alınmak zorunda değildir. Ölçülülük ilkesi, hassas veriler için daha dikkatli bir saklama değerlendirmesi yapmanızı gerektirir. Bu değerlendirme yazılı olarak kayıt altına alınırsa, ileride bir müvekkil ya da denetim merci sorduğunda cevabınız hazır olur.
KVKK m.7: Silme, Yok Etme ve Anonimleştirme

Kanunun 7. maddesi, kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde bu verilerin resen veya ilgili kişinin talebi üzerine silineceğini, yok edileceğini veya anonim hale getirileceğini düzenler. Burada üç ayrı kavram vardır ve bunları birbirinin yerine kullanmamak gerekir. Silme, verinin ilgili kullanıcılar için hiçbir şekilde erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesidir. Yok etme, verinin hiçbir şekilde geri getirilemeyecek biçimde fiziksel veya dijital olarak ortadan kaldırılmasıdır. Anonimleştirme ise verinin, başka verilerle eşleştirilse bile kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilişkilendirilemeyecek hale getirilmesidir.
Avukatlık bürosunda bu üç yöntemin karşılığı farklıdır. Kâğıt arşivde evrakın tutanakla ve geri döndürülemez biçimde imha edilmesi yok etme anlamına gelir. Dijital ortamda dosyanın klasörden silinmesi yetmez; yedeklerde, e-posta eklerinde, telefon ve tablet kopyalarında, paylaşılan bulut klasörlerinde de aynı verinin durduğunu hesaba katmak gerekir. Anonimleştirme ise büronun, dosyadan ders çıkarmak ya da istatistik tutmak istediği durumlarda işe yarar; ancak anonimleştirilmiş verinin gerçekten kimseyle ilişkilendirilemediğinden emin olmak gerekir.
Maddenin iki yolu vardır: resen ve talep üzerine. Resen silme, büronun kendi politikasındaki sürelerin dolması halinde kendiliğinden harekete geçmesi demektir. Talep üzerine silme ise müvekkilin veya veri sahibinin başvurusuyla gündeme gelir. Talep geldiğinde büro, saklamayı gerektiren başka bir dayanak olup olmadığını inceler. Dayanak varsa talebin neden tamamen karşılanamadığını açıklayabilmelidir; dayanak yoksa veriyi usulüne uygun biçimde ortadan kaldırmalıdır. Her iki durumda da kararın gerekçesinin yazılı tutulması, büroyu hem müvekkile hem denetime karşı güvenceye alır.
Süreyi Belirleyen Üç Etken: Mevzuat, Zamanaşımı ve Uyuşmazlık

Saklama süresini belirlerken üç ana etkene bakılır. Birincisi, ilgili mevzuattaki yükümlülüklerdir. Bazı belge ve kayıt türleri için çeşitli kanunlar ayrı saklama yükümlülükleri getirebilir. Büronun mali kayıtları, vekâlet ilişkisine dair belgeler ve meslek kuralları kapsamındaki kayıtlar bu başlığa girebilir. Hangi yükümlülüğün hangi belgeye uygulandığı, büronun çalışma alanına göre değişir. Bu nedenle ilgili mevzuatı büronuzun belge türleriyle tek tek eşleştirmek ve gerekirse bir uzmana danışmak gerekir.
İkincisi, zamanaşımı sürelerinin işlemesidir. Müvekkil ile büro arasındaki ilişkiden doğabilecek bir talebin ya da müvekkilin üçüncü kişilerle olan uyuşmazlığının zamanaşımına uğramadığı süre boyunca, ilgili belgelerin delil niteliği devam edebilir. Zamanaşımı süreleri talebin türüne göre farklılık gösterir; bu yüzden tek bir süre belirlemek yerine, dosya türüne göre ilgili usul ve esas kanunundaki süreleri incelemek doğru yoldur.
Üçüncüsü, olası uyuşmazlıktır. Dosya kapanmış olsa bile müvekkil, karşı taraf veya üçüncü bir kişi ileride büroya karşı bir iddia ileri sürebilir. Büro, kendi işlemlerini ve müvekkile verdiği hizmeti ispat edebilecek belgeleri bu ihtimale karşı tutmak isteyebilir. Ancak bu gerekçe, her şeyi sınırsız tutmak için kullanılamaz; hangi belgenin hangi uyuşmazlık riskine karşı tutulduğu somutlaştırılmalıdır.
| Etken | Sorulacak soru | Saklamaya etkisi |
|---|---|---|
| İlgili mevzuattaki yükümlülükler | Bu belge türü için kanunen bir saklama zorunluluğu var mı? | Zorunluluk varsa süre mevzuata göre belirlenir |
| Zamanaşımı süreleri | Bu dosyadan doğabilecek talep hangi sürede zamanaşımına uğrar? | Zamanaşımı dolana kadar delil olarak tutmak savunulabilir |
| Olası uyuşmazlık | Büroya veya müvekkile karşı iddia gelme riski somut mu? | Risk somutsa ilgili belgeler tutulur, gerisi ayıklanır |
| Müvekkil talebi | Müvekkil silme veya iade istedi mi? | Başka dayanak yoksa talep karşılanır |
Bu tablo size bir süre vermez; her satır, büronun kendi cevabını üretmesi gereken bir soruyu gösterir. Cevaplar belgelendiğinde, politikanızdaki süreler keyfi görünmekten çıkar ve gerekçeli bir karara dönüşür.
Saklama ve İmha Politikasını Yazılı Hale Getirme

Saklama süresini sözlü bir alışkanlık olarak bırakmak, ilk soruda çöken bir düzendir. Yazılı bir saklama ve imha politikası, büronun bu konudaki kararlarını tek yerde toplar ve çalışanlara ortak bir dayanak sunar. Politika, büronun hangi veri türlerini işlediğini, her biri için saklama gerekçesini, süreyi belirleme yöntemini ve imha usulünü içermelidir. Süre rakamları politikada yer alabilir; ancak bu rakamların hangi mevzuata, zamanaşımına veya uyuşmazlık riskine dayandığı da yanında yazılmalıdır.
Politikanın hazırlanması bir defalık bir iş değildir. Büronun çalışma alanı genişlediğinde, yeni bir dava türü açıldığında veya mevzuat değiştiğinde politikanın gözden geçirilmesi gerekir. Gözden geçirme tarihini ve sorumlusunu politikanın içine yazmak, bu işin unutulmasını engeller. Aşağıdaki adımlar, sıfırdan bir politika kurarken izleyebileceğiniz sade bir yol haritası sunar.
- Veri envanterini çıkarın. Büroda hangi müvekkil verilerinin hangi ortamlarda (kâğıt arşiv, bilgisayar, e-posta, telefon, bulut) tutulduğunu listeleyin.
- Veri türlerini gruplayın. Kimlik bilgileri, dosya evrakı, tebligatlar, mali kayıtlar ve yazışmalar gibi gruplar oluşturun.
- Her grup için saklama gerekçesini yazın. İlgili mevzuat yükümlülüğünü, zamanaşımı etkenini ve uyuşmazlık riskini ayrı ayrı belirtin.
- Süreleri gerekçeleriyle belirleyin. Rakamı gerekçenin yanına yazın; gerekçesiz rakam bırakmayın.
- İmha usulünü tanımlayın. Silme, yok etme veya anonimleştirmeden hangisinin hangi veri için kullanılacağını ve kimin onaylayacağını belirleyin.
- Periyodik kontrol tarihi koyun. Sürelerin dolup dolmadığını düzenli aralıklarla kontrol edecek sorumluyu ve takvimi yazın.
Politikayı hazırladıktan sonra çalışanlara duyurmak da en az yazmak kadar önemlidir. Sekreter ve stajyerler, politikayı uygulayan ilk kişilerdir; bir belgeyi kendi inisiyatifiyle imha etmeleri ya da tersine hiçbir şeyi atmamaları, politikanın amacını boşa çıkarır. Bu yüzden kısa bir bilgilendirme toplantısı yapmak, politikanın bir özetini ortak çalışma alanına koymak ve yeni gelen çalışanlara işe başlarken aktarmak iyi bir uygulamadır.
Büroda Hangi Veriler Hangi Gözle Değerlendirilir?

Müvekkil verisi tek tip değildir. Aynı dosyada kimlik bilgisi, iletişim bilgisi, mahkeme evrakı, tebligat, mali belge ve müvekkille yapılan yazışmalar bir arada bulunur. Her birinin saklama gerekçesi farklı olabilir. Bu yüzden saklama kararını dosya düzeyinde vermek yerine, mümkünse veri türü düzeyinde vermek daha sağlıklıdır.
Kimlik ve iletişim bilgileri
Vekâlet ilişkisinin kurulması ve dosyanın yürütülmesi için gerekli olan bu bilgiler, ilişki sürdüğü sürece açıkça gereklidir. İlişki bittikten sonra ise saklama gerekçesi daha dar hale gelir; mevzuat yükümlülükleri ve olası uyuşmazlık riski dışında bu bilgilerin tutulması için ayrı bir sebep aranmalıdır. Pazarlama veya bilgilendirme amacıyla kullanılacaksa bunun ayrı bir hukuki dayanağı olması gerekir.
Dosya evrakı ve tebligatlar
Dava dilekçeleri, cevaplar, kararlar ve tebligatlar, hem müvekkilin hakkını hem de büronun özenle hareket ettiğini gösteren belgelerdir. Bu belgelerin saklanması çoğunlukla zamanaşımı ve uyuşmazlık etkenleriyle gerekçelendirilir. Müvekkile ait asıl belgelerin ise, dosya kapandıktan sonra müvekkile iade edilmesi ya da iade edilemiyorsa nasıl muhafaza edileceğinin açıkça belirlenmesi doğru olur.
Yazışmalar ve mesajlar
E-posta, kısa mesaj ve uygulama içi yazışmalar çoğu zaman gözden kaçar. Dosyayla ilgili önemli talimatlar bu kanallarda verilmiş olabilir; ancak aynı kanallar kişisel veri bakımından da yoğun içerik taşır. Bu yazışmaların hangilerinin dosyaya aktarılıp saklanacağı, hangilerinin düzenli olarak temizleneceği politikada ayrıca belirtilmelidir. Kontrol listesi olarak şunları kullanabilirsiniz:
- ✓ Kimlik ve iletişim bilgilerinin hangi amaçla tutulduğu yazılı mı?
- ✓ Dosya evrakı için saklama gerekçesi (mevzuat, zamanaşımı, uyuşmazlık) belirlenmiş mi?
- ✓ Müvekkile iade edilecek asıl belgeler ayrıştırılmış mı?
- ✓ E-posta ve mesaj arşivi için temizleme kuralı var mı?
- ✓ Yedeklerin ve kişisel cihazların kapsamı politikaya dahil edilmiş mi?
Özel Durumlar ve İstisnalar

Politikanızdaki genel kural, bazı durumlarda istisna gerektirir. Bunların başında devam eden uyuşmazlıklar gelir. Büroya karşı bir şikâyet, tazminat iddiası veya başka bir talep gündemdeyse, ilgili dosyanın belgeleri normal imha takviminden çıkarılmalı ve uyuşmazlık sonuçlanana kadar korunmalıdır. Bu tür bir dondurma kararı da yazılı olarak kayda geçirilmelidir; çünkü hangi belgelerin neden imha edilmediği, ileride sorulabilecek bir sorudur.
İkinci istisna, müvekkilin silme veya iade talebidir. Müvekkil dosya kapandıktan sonra belgelerini geri isteyebilir ya da verilerinin silinmesini talep edebilir. Bu talep geldiğinde, saklamayı gerektiren bir mevzuat yükümlülüğü, zamanaşımı etkeni veya somut bir uyuşmazlık riski olup olmadığı incelenir. Dayanak yoksa talep karşılanır; dayanak varsa müvekkile, hangi verilerin neden tutulmaya devam ettiği anlaşılır biçimde bildirilir.
Üçüncü istisna büro yapısındaki değişikliklerdir. Bir ortak büroden ayrıldığında, bir avukat dosyaları başka büroya devrettiğinde ya da büro kapandığında müvekkil verilerinin akıbeti açıkça belirlenmelidir. Ayrılan çalışanın kişisel cihazında veya e-posta hesabında kalan müvekkil verileri en sık unutulan noktadır. Çalışan ayrılış sürecine, verilerin iade edilmesi ve cihazlardan temizlenmesi adımını eklemek, bu boşluğu kapatır.
Dördüncü bir durum, müvekkilin belgelerinin üçüncü kişilerle paylaşıldığı hallerdir. Bilirkişi, tercüman veya dış hizmet sağlayıcıyla paylaşılan belgelerin, iş bittiğinde o tarafta da silinmesi veya iade edilmesi gerekir. Paylaşım sırasında bu hususun yazılı olarak kararlaştırılması, büronun sorumluluk alanını net tutar. Elektronik ortamda çalışan büroların sıkça atladığı bir nokta daha vardır: dosya kapandıktan sonra erişim yetkileri de kapatılmalıdır. Yetkisi kalkmayan bir kullanıcı, saklama süresi dolmuş veriye hâlâ ulaşabilir ve bu, politikanın fiilen uygulanmadığı anlamına gelir.
MÜHLET ile Tebligat ve Süre Verisini Düzenli Tutmak

Saklama politikası kâğıt arşivle sınırlı değildir; tebligat ve süre takibi gibi günlük işler de büronun veri envanterinin bir parçasıdır. Dağınık yürütülen takip, hem süre kaçırma riskini hem de kontrolsüz veri birikimini artırır. MÜHLET, bu günlük akışı tek yerde toplayarak verinin nerede durduğunu görünür kılar.
MÜHLET, UETS'e düşen e-tebligatları tarayıcı eklentisiyle, avukatın kendi bilgisayarında kendi oturumuyla otomatik alır; şifre MÜHLET'e verilmez ve sunucular UETS'e bağlanmaz. Yapay zekâ tebligatı analiz ederek mahkemeyi, esas numarasını, tarafları ve tebligat türünü çıkarır; her çıktı bağımsız bir usul kuralı motoruyla doğrulanır, düşük güvende avukat onayı istenir. Süreler Türk adli takvimine göre, adli tatil, resmî tatil ve hafta sonu düzeltmeleri hesaba katılarak hesaplanır. Son güne kadar e-posta, SMS ve uygulama veya tarayıcı bildirimiyle kademeli hatırlatma yapılır. Bildirimlerin nasıl çalıştığını bildirim sistemi sayfasında görebilirsiniz. Ayrıca dava, müvekkil, duruşma ve görev kayıtları aynı platformda yönetilebildiği için, hangi dosyanın hangi aşamada olduğunu bilmek ve kapanan dosyaları saklama politikanızdaki takvime göre ayırmak kolaylaşır. Bunlarla ilgili ayrıntılar için süre takibi özelliğine ve yapay zekâ ile tebligat analizine bakabilirsiniz.
Büro içi yetki konusunda MÜHLET ortak, avukat, sekreter ve stajyer için rol bazlı yetki sunar; böylece her çalışan yalnızca kendi rolünün gerektirdiği müvekkil verisine ulaşır. Bu, ölçülülük ilkesinin pratikteki karşılığıdır. Veriler Türkiye'de barındırılır ve platform KVKK uyumlu çalışır. Hizmet tebligat kredisiyle işler ve ilk kullanımda ücretsiz deneme kredisi verilir. Platformu incelemek için MÜHLET'in ana sayfasına göz atabilirsiniz. Platform, saklama politikanızın yerini tutmaz; ancak politikanızı uygularken tebligat ve süre verisinin düzenli ve izlenebilir kalmasına yardımcı olur.
Saklama Konusunda Sık Yapılan Hatalar

İlk ve en yaygın hata, hiçbir şeyi imha etmemektir. "Ne olur ne olmaz" düşüncesiyle biriken arşiv, zamanla hem fiziksel hem hukuki bir yüke dönüşür. Amacı sona ermiş verinin gerekçesiz tutulması, kişisel veri mevzuatına aykırılık riski yaratır ve olası bir veri ihlalinde etkilenen kişi sayısını gereksiz yere artırır.
İkinci hata, tam tersine, hızlı imhadır. Belgelerin dosya kapanır kapanmaz atılması, ileride büroya karşı çıkabilecek bir iddiada savunmasız kalmaya yol açabilir. Süreyi gerekçeden türetmemek, her iki hatanın da ortak kaynağıdır.
Üçüncü hata, yalnızca kâğıt arşivi düşünmektir. Dijital kopyalar, yedekler, e-postalar ve kişisel cihazlar unutulduğunda imha yarım kalır. Dördüncü hata, imhanın kayıt altına alınmamasıdır; hangi tarihte, kim tarafından, hangi gerekçeyle imha yapıldığı yazılı değilse, ileride doğru yaptığınızı kanıtlamak güçleşir. Beşinci hata ise politikayı bir kez yazıp bir daha açmamaktır; mevzuat ve büronun çalışma alanı değiştikçe politika da güncellenmelidir.
Altıncı hata, saklama kararını tek bir kişinin hafızasına bırakmaktır. Büronun eski çalışanı ayrıldığında "hangi dosya neden tutuluyordu" bilgisi de onunla gider. Yedinci hata ise müvekkil bilgilendirmesini ihmal etmektir: müvekkile vekâlet sırasında verilerinin hangi amaçla ve yaklaşık hangi ölçütlere göre saklanacağını anlatmak, ileride yaşanabilecek itirazların çoğunu baştan önler. Bu bilgilendirmeyi vekâletname ve sözleşme sürecine bağlamak, uygulamayı kalıcı hale getirir.
Aşağıdaki not, politikanızın başına ya da imha tutanağınıza uyarlayabileceğiniz kısa bir kontrol örneğidir:
Saklama gerekçesi: [mevzuat yükümlülüğü / zamanaşımı / olası uyuşmazlık]
Veri grubu: [kimlik bilgisi / dosya evrakı / yazışma]
İmha yöntemi: [silme / yok etme / anonimleştirme]
Yedek ve cihaz kopyaları kapsandı mı: [evet / hayır]
Onaylayan ve tarih: [ad soyad, tarih]
Sık Sorulan Sorular
Müvekkil dosyaları dosya kapandıktan sonra kaç yıl saklanmalıdır?
Herkes için geçerli tek bir süre yoktur. Süreyi büro belirler; ilgili mevzuattaki yükümlülükleri, zamanaşımı sürelerini ve olası uyuşmazlık ihtimalini değerlendirerek dosya veya veri türüne göre karar verir ve bunu yazılı bir saklama ve imha politikasıyla belgelendirir.
Müvekkil verilerinin silinmesini isterse büro bunu kabul etmek zorunda mı?
Büro önce saklamayı gerektiren başka bir dayanak olup olmadığını inceler. Mevzuat yükümlülüğü, zamanaşımı veya somut bir uyuşmazlık riski yoksa talep karşılanır. Dayanak varsa hangi verilerin neden tutulmaya devam ettiği müvekkile açıklanmalıdır.
Silme, yok etme ve anonimleştirme arasındaki fark nedir?
Silme, verinin ilgili kullanıcılar için erişilemez ve tekrar kullanılamaz hale getirilmesidir. Yok etme, verinin hiçbir şekilde geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılmasıdır. Anonimleştirme ise verinin kimlikle ilişkilendirilemeyecek hale getirilmesidir.
Saklama ve imha politikasını yazılı yapmak neden önemlidir?
Yazılı politika, süre kararlarının gerekçesini gösterir, çalışanlara ortak bir dayanak sağlar ve ileride müvekkil ya da denetim merci sorduğunda büronun savunulabilir bir cevap vermesine imkân tanır.
Devam eden bir uyuşmazlık varsa imha takvimi ne olur?
İlgili dosyanın belgeleri normal imha takviminden çıkarılır ve uyuşmazlık sonuçlanana kadar korunur. Bu dondurma kararının da yazılı olarak kaydedilmesi, hangi belgenin neden imha edilmediğini açıklamayı kolaylaştırır.
Dijital yedekler ve kişisel cihazlardaki kopyalar da politikaya dahil mi?
Evet. Aynı veri yedeklerde, e-posta eklerinde, telefonlarda ve bulut klasörlerinde de durabilir. Bunlar kapsam dışı bırakılırsa imha tamamlanmış sayılmaz; politikanız tüm ortamları ve imha sorumlusunu açıkça belirtmelidir.
İlgili araçlar için ücretsiz hukuki hesaplama araçlarına göz atabilir, tebligat ve süre takibinde kullanacağınız UETS entegrasyonunu inceleyebilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki değerlendirme gerekir.
- #muvekkil verileri
- #kvkk avukat
- #saklama ve imha politikasi
- #hukuk burosu veri yonetimi
- #dosya arsivleme
MÜHLET
Avukatlar için süre yönetimi ve elektronik tebligat alanında uygulamaya dönük içerikler üreten MÜHLET ekibi.


