
UYAP İstinaf ve Temyiz Başvurusu Gönderimi
UYAP istinaf ve temyiz başvurusu gönderimi nasıl yapılır? İki haftalık süreyi, doğru merciyi ve elektronik işlemde son günü adım adım anlatıyoruz.

İçindekiler
- İstinaf ve Temyiz Başvurusunda Karar Çerçevesi
- İstinaf ile Temyizin Farkı ve Süre Özeti
- Süre Nasıl İşler: Tebliğ, Hafta Sonu ve Adli Tatil
- Elektronik İşlemde Son Gün ve Saat
- Adım Adım Başvuru Gönderimi
- Dilekçe ve Ek Belge Hazırlığı
- Başvuru Sonrası Süreç ve İlgili Taraflar
- Özel Durumlar ve İstisnalar
- MÜHLET ile Süreyi Kaçırmamak
- Sık Yapılan Hatalar
- Sık Sorulan Sorular
UYAP üzerinden istinaf ve temyiz başvurusu, hukuk davalarında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, dilekçenin elektronik ortamda hazırlanıp gönderilmesiyle yapılır. İstinaf süresi HMK m.345, temyiz süresi HMK m.361 uyarınca iki haftadır; istinaf dilekçesi kararı veren mahkemeye verilir. Elektronik işlemde süre, son günün bitimine (24.00) kadar devam eder. Asıl risk gönderimin kendisinde değil, sürenin doğru başlangıçtan hesaplanmasındadır.
İstinaf ve Temyiz Başvurusunda Karar Çerçevesi

Bir hukuk dosyasında karar çıktığında avukatın önünde üç soru durur: karara karşı kanun yoluna gidilecek mi, hangi yola gidilecek ve süre ne zaman bitiyor. Üçüncü sorunun cevabı diğer ikisinden daha acildir, çünkü kaçırılan süre hiçbir gerekçeyle geri getirilemez. Bu yüzden başvuru gönderimini bir dilekçe yazma işi olarak değil, önce bir süre yönetimi işi olarak ele almak gerekir.
Örneğin Ankara'da icra ağırlıklı çalışan bir avukat, müvekkili adına açtığı alacak davasında aleyhe bir karar aldığını düşünelim. Karar duruşmada açıklanmıştır, ancak süre açısından belirleyici olan şey duruşma günü değil, gerekçeli kararın tebliğidir. Avukat gerekçeli kararı bekler; karar elektronik adresine ulaştığında bir tarih oluşur ve o tarihten itibaren iki haftalık süre işlemeye başlar. Avukatın bu noktadaki işi, tebliğ tarihini doğru belirlemek, iki haftanın hangi güne denk geldiğini hesaplamak ve dilekçeyi o günün çok öncesinde hazır tutmaktır.
İstinaf, ilk derece mahkemesinin kararının hem hukuka hem olaya yönelik denetlenmesi için başvurulan yoldur. Temyiz ise Yargıtay önünde, esas olarak kararın hukuka uygunluğunun incelenmesi için başvurulan kanun yoludur. Hangi kararın hangi yola tabi olduğu, kararın niteliğine ve kanundaki koşullara bağlıdır; bu denetimi başvuru süresi dolmadan yapmak gerekir. Kararın kesin olup olmadığı, parasal sınırlar ve karar türü gibi ölçütleri somut dosyada ilgili kanundan teyit etmek, genel kuralları ezberden uygulamaktan her zaman daha güvenlidir.
Bu yazıda UYAP'ı yalnız genel işlevleriyle ele alıyoruz: dilekçenin elektronik ortamda hazırlanması, imzalanması, eklerin yüklenmesi ve ilgili mahkemeye gönderilmesi. Kamu sistemlerinin ekran düzeni zaman zaman değişebildiği için menü adlarına ve ekran metinlerine girmiyoruz; bunun yerine, hangi şartlarda başvurunun süresinde ve usulüne uygun sayılacağına odaklanıyoruz. Süreyi hesaplamak için istinaf süresi hesaplama ve temyiz süresi hesaplama araçlarını kontrol amaçlı kullanabilirsiniz.
İstinaf ile Temyizin Farkı ve Süre Özeti

İstinaf ve temyiz sıklıkla aynı cümlede anılır, fakat işleyişleri aynı değildir. İstinaf, ilk derece mahkemesi ile Yargıtay arasındaki ikinci denetim basamağıdır; dosya, kararı veren mahkemeden istinaf mercii önüne taşınır. Temyiz ise istinaf incelemesinin ardından ya da kanunun öngördüğü hâllerde doğrudan Yargıtay'a başvuruyu ifade eder. Bu iki yolun süreleri hukuk davalarında aynı uzunluktadır, ancak dayanakları ve başvurunun yöneltildiği yer farklılaşır.
Bu farkı pratik düzeyde gösteren özet tablo aşağıdadır. Tabloyu bir karar listesi gibi değil, dosyayı gözden geçirirken kullanacağınız bir kontrol çerçevesi olarak okuyun; somut olayda kanundaki koşullar ayrıca teyit edilmelidir.
| Kanun yolu | Hukuk davasında süre | Süre başlangıcı | Dilekçenin verildiği yer |
|---|---|---|---|
| İstinaf | İki hafta (HMK m.345) | Gerekçeli kararın tebliği | Kararı veren mahkeme |
| Temyiz | İki hafta (HMK m.361) | Kararın tebliği | İlgili kanundaki usule göre teyit edilmelidir |
| Süre sonu hafta sonuna denk gelirse | İzleyen ilk iş günü | Mesai sonunda biter (HMK m.93) | Elektronik işlemde 24.00'a kadar |
| Süre sonu adli tatile denk gelirse | Tatilin bitiminden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104) | Tatil süreyi durdurmaz | Aynı merci |
Tablodaki iki haftalık süreler hak düşürücü niteliktedir. Süreyi kaçıran taraf, kararın kesinleşmesi sonucuyla karşılaşır; bu da müvekkil açısından telafisi güç bir kayıptır. Bu nedenle iki yolun sürelerini aynı kabul edip tek bir hatırlatma kurmak yerine, her kanun yolu için ayrı bir son gün belirlemek ve her ikisini de dosya kaydına yazmak iyi bir alışkanlıktır.
Temyiz açısından dikkat edilmesi gereken bir nokta, süre başlangıcının kararın tebliğine bağlı olmasıdır. İstinaf incelemesinden sonra verilen karar için tebliğ tarihi yeniden belirlenir ve temyiz süresi bu yeni tebliğden itibaren işler. İlk derece kararının tebliği ile istinaf kararının tebliği birbirine karıştırıldığında, bir hesap hatası kolayca ortaya çıkar. Her karar için ayrı tebliğ tarihi tutmak bu riski ortadan kaldırır.
Süre Nasıl İşler: Tebliğ, Hafta Sonu ve Adli Tatil

İki haftalık sürenin hesabı, tebliğ tarihinin doğru belirlenmesiyle başlar. Gerekçeli karar elektronik adrese gönderildiğinde, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır (Tebligat K. m.7/a). Bu kural, muhatap tebligatı okumasa ya da açmasa da uygulanır. Okundu işareti süre başlangıcını değiştirmez; erken açmak süreyi öne çekmez, geç açmak da ertelemez. Tebliğin geçerli olması için muhatabın ayrıca bir onay vermesi gerekmez.
Hafta süresinin hesabı
Hafta ile belirlenen sürelerde süre, başladığı güne karşılık gelen günde sona erer (HMK m.92). Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz; hafta sürelerinde ise iki hafta sonra aynı gün hesabı yapılır. Resmî tatiller süreye dahildir ve süreyi durdurmaz. Yalnız son gün hafta sonuna ya da resmî tatile denk gelirse, süre izleyen ilk iş günü mesai sonunda biter (HMK m.93). Arife günleri yarım gündür, ancak süreyi uzatmaz.
Varsayımsal bir örnekle ilerleyelim; resmî tatil olmayan bir dönem olduğunu varsayalım. Gerekçeli karar bir Pazartesi günü elektronik adrese ulaşırsa, izleyen beşinci gün Cumartesi'dir ve tebliğ Cumartesi günün sonunda gerçekleşmiş sayılır. İki hafta sonrası yine bir Cumartesi'dir; son gün hafta sonuna denk geldiği için süre izleyen Pazartesi mesai sonunda biter. Elektronik gönderimde bu son gün, gece yarısına kadar kullanılabilir. Aynı hesabı hukuki süre hesaplama aracıyla doğrulamanızı öneririz.
Adli tatil etkisi
Adli tatil her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındadır. Hukuk yargılamasında süreler tatilde durmaz; son günü tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104). Bu da süre sonunu 7 Eylül'e taşır. İdari yargıda bu uzama yedi gün (İYUK m.8/3), tutuksuz ceza işlerinde üç gündür (CMK m.331). İcra takip işlemlerinde ve tutuklu işlerde ise uzama yoktur. Adli tatilde son günün ilk iş gününe kaydığını söylemek yanlıştır; kural, belirli bir uzatma süresidir.
Elektronik İşlemde Son Gün ve Saat

Kâğıt ortamda sunulan dilekçelerde son gün mesai bitimine kadar işlem yapılabilir. Elektronik ortamda ise süre, son günün bitimine kadar, yani 24.00'a kadar devam eder. Bu fark pratikte önemlidir, çünkü avukat gün içinde başka duruşmalara yetişemese bile akşam saatlerinde başvuruyu gönderebilir. Yine de son dakikaya bırakmak, sistem yoğunluğu, imza işlemindeki bir aksama ya da eksik ek gibi nedenlerle riski büyütür. Bir başvuru, yalnız gönderim ekranına ulaşmakla değil, kayda geçmiş olmasıyla tamamlanmış sayılır; gönderimden sonra kaydın oluştuğunu teyit etmek gerekir.
Elektronik başvuruda belgelerin yüklenmesi, dilekçenin imzalanması ve gönderimin tamamlanması ayrı aşamalardır. Bu aşamaların her birinde bir sorun çıkabileceğini hesaba katarak son günden en az bir iş günü önce göndermek, meslek pratiğinde yerleşmiş bir güvenlik payıdır. Gönderim sonrası oluşan kayıt veya ekran görüntüsü, ileride sürenin korunduğunu ispat etmek gerektiğinde işe yarar. Ancak bu kaydın ne şekilde alınacağı kullandığınız sistemin işleyişine göre değişir; ekran adı vermeden söylersek, gönderim kaydının dosyanıza girdiğini görmeden işlemi bitmiş saymayın.
Bir başka sık görülen karışıklık, "iki hafta" ile "on dört gün" arasındaki farktır. İkisi çoğu zaman aynı güne çıkar, ancak hesap yöntemi farklıdır: hafta süresinde başlangıç günü baz alınır, gün süresinde tebliğ günü sayılmaz. Hukuk davasında istinaf ve temyiz süreleri hafta ile ifade edildiği için, hesabı başladığı güne karşılık gelen günde bitirmek doğru yöntemdir. Hesabı elle yapıyorsanız bile sonucu bir araçla karşılaştırmak, hataları yakalamanın en ucuz yoludur.
Adım Adım Başvuru Gönderimi

Başvuru gönderimini sıraya koymak, hem bürodaki iş bölümünü hem de hata riskini düzenler. Aşağıdaki akış genel bir çerçevedir; ekran adı vermeden, her aşamada neyin tamamlanması gerektiğini özetler. Sekreter, stajyer ve avukat arasında görev paylaşımı yapılıyorsa, her adımın sorumlusunu açıkça belirlemek gerekir.
- Tebliğ tarihini doğrulayın. Gerekçeli kararın elektronik adrese ulaştığı tarihi bulun, beşinci günün sonunda tebliğ sayıldığını hesaba katın ve iki haftalık sürenin sonunu belirleyin.
- Kanun yolunu ve merciyi teyit edin. Kararın istinafa mı temyize mi tabi olduğunu, istinaf dilekçesinin kararı veren mahkemeye verileceğini kontrol edin.
- Dilekçeyi hazırlayın. Karar bilgilerini, itiraz gerekçelerini ve talebi eksiksiz yazın; vekâletname ve yetki durumunu gözden geçirin.
- Harç ve giderleri tamamlayın. Başvuru harcı ve gider avansı gibi mali yükümlülükleri sürede karşılayın; tutarlar için istinaf ve temyiz harcı aracına bakabilirsiniz.
- Elektronik ortamda gönderin. Dilekçeyi ve ekleri elektronik olarak imzalayıp ilgili mahkemeye iletin, gönderimin kayda geçtiğini görün.
- Kaydı saklayın. Gönderim kaydını dosyanıza ve büro takip listenize işleyin; karşı tarafın cevap sürecini ayrıca takip edin.
Bu altı adımdan en çok ihmal edileni birinci adımdır. Başvuru dilekçesi güzel hazırlanmış olsa bile yanlış tebliğ tarihine dayanan bir süre hesabı, bütün çabayı sonuçsuz bırakabilir. Büro içinde tebliğ tarihini yalnız bir kişinin hesaplamasına bırakmamak, ikinci bir kişinin bağımsız olarak kontrol etmesini sağlamak iyi bir uygulamadır.
İstinaf dilekçesinin kararı veren mahkemeye verilmesi, başvurunun doğrudan istinaf mercii önüne değil, önce ilk derece mahkemesine ulaştığı anlamına gelir. Mahkeme, başvurunun süresinde olup olmadığını ve usulüne uygunluğunu inceler, ardından dosyayı üst merciye gönderir. Bu nedenle başvuru gönderimi, dosyanın üst mahkemeye ulaşması ile aynı şey değildir; avukatın sorumluluğu süresinde ve doğru yere gönderimle tamamlanır, sonraki işlemler mahkemenin iş akışına aittir.
Dilekçe ve Ek Belge Hazırlığı

İstinaf ve temyiz dilekçesi, kararın eksik ya da hatalı yönlerini hukuki gerekçeyle ortaya koyan bir metindir. Dilekçede kararı veren mahkeme, karar tarihi, esas ve karar numarası, taraflar ve başvuran taraf açıkça yer almalıdır. Ardından hangi gerekçelerle kararın hukuka aykırı olduğu, eksik inceleme ya da yanlış değerlendirme noktaları ve kararın kaldırılması ya da bozulması yönündeki talep yazılır. Dilekçenin uzun olması değil, itirazların net ve dayanaklı olması belirleyicidir.
Elektronik gönderimden önce dilekçe ve eklerin teknik olarak hazır olması gerekir. Dosyaların okunabilir biçimde hazırlanması, sayfaların eksiksiz taranması ve eklerin hangi iddiaya ilişkin olduğunun belli olması, hem incelemeyi kolaylaştırır hem de eksiklik nedeniyle yazışma yapılmasını önler. Kâğıt ortamdan elektronik ortama geçen belgelerde en sık görülen sorun, tarama kalitesi ya da eksik sayfadır. Gönderimden önce her ekin açılabildiğini kontrol edin.
- ✓ Karar tarihi, esas ve karar numarası dilekçedeki bilgilerle uyumlu mu
- ✓ Vekâletname ve yetki belgesi geçerli ve eklenebilir durumda mı
- ✓ İtiraz gerekçeleri tek tek ve açık biçimde yazıldı mı
- ✓ Harç ve gider yükümlülükleri süre içinde karşılandı mı
- ✓ Tüm ekler okunabilir ve eksiksiz yüklendi mi
Dilekçenin son bölümünde talebin açık yazılması gerekir. Kararın kaldırılmasını, bozulmasını ya da değiştirilmesini isteyen bir ifade, başvurunun amacını belirler. Aşağıdaki kısa not, bürodaki kontrol listesinin başına konulabilecek bir örnek niteliğindedir; ifadeler somut dosyaya göre uyarlanmalıdır.
Kontrol notu: Gerekçeli karar tebliğ tarihi doğrulandı. İki haftalık son gün hesaplandı ve ikinci kişi tarafından kontrol edildi. Dilekçe kararı veren mahkemeye hitaben hazırlandı. Harç ve gider karşılandı. Gönderim kaydı dosyaya işlenecek.
Başvuru Sonrası Süreç ve İlgili Taraflar

Başvuru gönderildikten sonra süreç, mahkemenin ve üst merciin iş akışına geçer. İlk derece mahkemesi başvurunun süresinde ve usulüne uygun olup olmadığını inceler. Başvuru süresinde ve eksiksizse karşı tarafa bildirilir, karşı taraf kendi savunmasını sunabilir ve dosya üst merciye gönderilir. Bu aşamada avukatın görevi, mahkemeden gelebilecek eksiklik bildirimlerini ve diğer tebligatları kaçırmamaktır.
Eksiklik bildirimi gelirse, bunun için de bir süre işler. Mahkeme belirli bir eksikliğin giderilmesini isterse, bu bildirim yine elektronik adrese ulaşır ve beşinci günün sonunda tebliğ sayılır. Her tebligatın süresini ayrı değerlendirmek gerekir; istinaf başvuru süresinin içinde verilmiş bir gönderim, sonradan istenen eksiklik süresini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle başvuru sonrası dönemde de elektronik adresin düzenli takibi zorunludur.
Karşı taraf açısından da süreler işler; karşı tarafın avukatı kendi başvurusu ya da savunması için ilgili kanundaki sürelere tabidir. Bunların uzunluğunu somut dosyada kanundan teyit etmek gerekir. Birden fazla davalı veya davacı bulunan dosyalarda, tebligatların her birine farklı tarihte ulaşması mümkündür; bu durumda her tarafın süresi ayrı hesaplanır. Büroda bu farkı dosya kartında ayrı satır olarak tutmak yararlıdır.
Elektronik adres kullanımı avukatlar için zorunludur ve UETS, PTT tarafından işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'dir. Mahkemelerden gelen tebligatların bir kısmı bu sistem üzerinden ulaşır. Elektronik adresinize düşen tebligatları düzenli kontrol etmek, başvuru sonrası dönemde de süre güvenliğinin temelidir. UETS'e düşen tebligatları nasıl izleyeceğinizi merak ediyorsanız UETS entegrasyonu sayfasına göz atabilirsiniz.
Özel Durumlar ve İstisnalar

Bu yazıda anlatılan iki haftalık süreler hukuk davaları içindir. Ceza yargılamasında ve idari yargıda kanun yolu süreleri ayrı kanunlarda düzenlenir; bu alanlarda başvuru süresini ilgili usul kanunundan teyit etmek gerekir. Aynı şekilde, kararın niteliğine göre kanun yoluna başvurunun mümkün olup olmadığı, ayrı incelenmesi gereken bir sorudur. Bazı kararlar kesindir ve kanun yoluna açık değildir; bazılarında ise özel süreler ya da özel yöntemler söz konusu olabilir.
Adli tatil, süre hesabında en sık yanlış anlaşılan istisnadır. Hukuk davasında süreler tatilde durmaz; sadece son günü tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar. Tatile giren sürenin ortasında başlamış bir süre, tatil boyunca işlemeye devam eder. Yani Temmuz'un ortasında tebliğ alınan bir karar için iki hafta sonu Ağustos'a düşüyorsa, bu uzama kuralı devreye girer; ancak son gün tatil dışında kalıyorsa süre normal şekilde biter. İcra işlemleri ve tutuklu işlerde ise uzama uygulanmaz.
Tebliğ usulsüzlüğü iddiası
Tebligatın usulsüz yapıldığı düşünülüyorsa, sürenin başlamadığı iddiası gündeme gelebilir. Ancak bu iddia, başvuru süresini askıya almaz ve dikkatli kanıtlanması gerekir. Tebligatın usulsüzlüğüne güvenerek başvuruyu geciktirmek büyük risktir. Mümkün olan en güvenli yol, tebliğ geçerli sayılacakmış gibi hesaplanan süre içinde başvuruyu yapmak, usulsüzlük itirazını ayrıca ileri sürmektir.
Birden fazla karar ve kısmi başvuru
Aynı dosyada ara karar ve nihai karar bulunduğunda, her kararın başvuru yolu ve süresi ayrı değerlendirilir. Birden fazla davalı bulunan dosyalarda, her bir davalı için tebliğ tarihi ayrı olabilir. Kararın bir kısmına karşı başvuru yapılıyorsa, dilekçede hangi kısma itiraz edildiği açıkça belirtilmelidir; belirsiz bir ifade, hangi kısmın kesinleştiği konusunda tartışma yaratır.
MÜHLET ile Süreyi Kaçırmamak

İstinaf ve temyiz başvurusunda başvuru gönderimi tek bir andır, fakat o ana giden süreç haftalarca sürer. Bu süreçte asıl iş, tebliğin zamanında fark edilmesi, süre başlangıcının doğru hesaplanması ve son güne kadar hatırlatma yapılmasıdır. MÜHLET, bu zinciri otomatikleştirmek için tasarlanmış bir süre takip ve tebligat yönetim platformudur.
MÜHLET, UETS'e düşen e-tebligatları otomatik alır ve yapay zekâ ile mahkeme, esas numarası, taraflar ve tebligat türü gibi bilgileri analiz eder. Her çıktı bağımsız bir usul kuralı motoruyla doğrulanır; güven düşükse avukattan onay istenir. Süreler Türk adli takvimine göre, adli tatil, resmî tatil ve hafta sonu düzeltmeleriyle hesaplanır. Süre takibi özelliği bu hesabı dosyanızla ilişkilendirir. Son güne kadar kademeli olarak e-posta, SMS ve uygulama ya da tarayıcı bildirimiyle hatırlatma yapılır; ayrıntılar bildirim sistemi sayfasındadır.
Güvenlik açısından açık olmak gerekir: MÜHLET sunucuları UYAP'a bağlanmaz. Başvurunuzu kendiniz, kendi oturumunuzla gönderirsiniz; MÜHLET'in işi başvuru göndermek değil, sürenin doğru hesaplanması ve hatırlatılmasıdır. Büro için rol bazlı yetki (ortak, avukat, sekreter, stajyer), takvim senkronizasyonu, dava, müvekkil, duruşma ve görev yönetimi ile iOS ve Android mobil uygulaması da platformda yer alır. Veriler KVKK uyumlu şekilde Türkiye'de barındırılır; sistem tebligat kredisiyle çalışır ve ilk kullanımda ücretsiz deneme kredisi verilir. Yapay zekâ analizi için yapay zekâ tebligat analizi, kullanım seçenekleri için fiyatlar sayfasına bakabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar

Süre kaçırmaların büyük çoğunluğu karmaşık hukuki sorunlardan değil, basit hesap ve takip hatalarından doğar. Bunların başında, süre başlangıcını tebligatın okunduğu güne bağlamak gelir. Elektronik tebligatta okuma tarihi süreyi değiştirmez; ulaşma tarihini izleyen beşinci günün sonu esas alınır. Bu yanlışı yapan bir büro, süreyi ya olduğundan geç ya da olduğundan erken hesaplar; birinci durumda süre kaçar, ikincisinde gereksiz telaş doğar.
İkinci sık hata, istinaf dilekçesinin yanlış yere verilmesidir. İstinaf dilekçesi kararı veren mahkemeye verilir; başvuruyu doğrudan üst mahkemeye yöneltmek, süre kaybına yol açabilir. Üçüncü hata, harç ve giderlerin eksik bırakılmasıdır. Başvuru yapılmış olsa bile mali yükümlülük karşılanmamışsa dosyada eksiklik doğar ve bunun giderilmesi için ayrıca süre verilir. Bu eksikliği baştan kapatmak, ek süre riskini ortadan kaldırır.
Dördüncü hata, gönderimi son dakikaya bırakmaktır. Elektronik işlemde süre gece yarısına kadar devam etse de, bir teknik aksama ya da imza sorunu olduğunda geri dönüş payı kalmaz. Beşinci hata ise bürodaki bilgi dağınıklığıdır: tebliğ tarihini bir kişi biliyor, son günü başka biri takip ediyor ve dilekçeyi üçüncü biri hazırlıyorsa, aralarındaki bilgi akışı kopabilir. Bu sebeple her dosyanın süre bilgisinin tek bir yerde tutulması, değişikliklerin herkese görünmesi ve son güne yaklaşıldığında otomatik hatırlatma kurulması önerilir.
Genel hesaplama alışkanlıkları için ücretsiz hukuki hesaplama araçlarına göz atabilirsiniz. Bu araçlar, hesabı yaptıktan sonra bağımsız bir kontrol yapmak için uygundur; ancak son karar her zaman avukatın dosyayı inceleyerek vereceği karardır.
Sık Sorulan Sorular
İstinaf süresi ne zaman başlar?
Hukuk davalarında istinaf süresi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (HMK m.345). Karar elektronik adrese gönderilmişse, ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Okundu işareti süre başlangıcını değiştirmez.
İstinaf dilekçesi nereye verilir?
İstinaf dilekçesi kararı veren mahkemeye verilir. Mahkeme başvurunun süresinde ve usulüne uygun olup olmadığını inceledikten sonra dosyayı istinaf merciine gönderir. Dilekçeyi doğrudan üst mahkemeye yöneltmek süre kaybına yol açabilir.
Temyiz süresi kaç gündür?
Hukuk davalarında temyiz süresi iki haftadır (HMK m.361). Süre, ilgili kararın tebliğinden itibaren işler. İstinaf sonrası verilen karar için tebliğ tarihi yeniden belirlendiğinden, iki karar için ayrı hesap yapılması gerekir.
Süre son günü hafta sonuna denk gelirse ne olur?
Son gün hafta sonu ya da resmî tatile rastlarsa süre, izleyen ilk iş günü mesai sonunda biter (HMK m.93). Elektronik gönderimde süre, son günün bitimine kadar, yani 24.00'a kadar devam eder. Arife günleri süreyi uzatmaz.
Adli tatil istinaf süresini durdurur mu?
Hayır, hukuk davasında süreler adli tatilde durmaz. Ancak son günü 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındaki adli tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104). Bu da süre sonunu 7 Eylül'e taşır.
MÜHLET istinaf başvurusunu UYAP'tan gönderir mi?
MÜHLET sunucuları UYAP'a bağlanmaz. Başvuruyu avukat kendi oturumuyla gönderir. MÜHLET, UETS'e düşen tebligatları analiz edip süreyi adli takvime göre hesaplar ve son güne kadar e-posta, SMS ve uygulama ya da tarayıcı bildirimiyle hatırlatır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki değerlendirme gerekir.
- #uyap istinaf
- #temyiz basvurusu
- #istinaf suresi
- #elektronik dilekce
- #hukuki sure takibi
MÜHLET
Avukatlar için süre yönetimi ve elektronik tebligat alanında uygulamaya dönük içerikler üreten MÜHLET ekibi.


