Mühlet mobil uygulama simgesi

Mühlet mobil uygulaması

Süre ve tebligatlarınız telefonunuzda

Aç
Mühlet amblemi: terazi ve saatMühlet logosu
Adalet terazisi, hâkim tokmağı ve kanun kitapları
UETS

UYAP'tan Gelen Bilgilendirme Tebligat mıdır?

UYAP'tan gelen bilgilendirme tebligat mıdır? Hayır; portaldaki bilgilendirme, SMS ve e-posta tebligat sayılmaz, süreyi asıl tebliğ kaydı başlatır.

MÜHLET · 2 Kasım 2026 · 15 dk okuma

UYAP'tan Gelen Bilgilendirme Tebligat mıdır?
İçindekiler

UYAP portalında görülen bir bilgilendirme, bildirim, SMS veya e-posta kendi başına tebligat değildir. Tebligat, Tebligat Kanunu'na göre yapılır; elektronik tebligatta bu, UETS üzerinden muhatabın elektronik adresine ulaşılan günü izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılmayı ifade eder (m.7/a). Yasal süreler bilgilendirmeden değil, tebligattan başlar. Bu yüzden bilgilendirmeye bakıp süreyi başlatmak da, "henüz tebligat gelmedi" diye beklemek de risklidir; asıl tebliğ kaydını kontrol etmek gerekir.

Kısa Cevap: Bilgilendirme Başka, Tebligat Başka

Bilgilendirme balonu ile resmî tebligat zarfı iki ayrı platformda

Avukatlık pratiğinde en sık düşülen yanlış, bir ekranda beliren uyarıyı resmî bildirim sanmaktır. UYAP portalında görülen bir bilgilendirme, telefona düşen bir SMS ya da posta kutusuna gelen bir e-posta, size "bir şey olmuş olabilir, bakın" diyen bir haberdir. Tebligat ise kanunun aradığı şekil şartlarına uyularak yapılan, hukuki sonuç doğuran bir işlemdir. İki kavramın adı birbirine yakın görünse de hukuki ağırlıkları aynı değildir.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: süreler tebligattan başlar. Bir dilekçenin cevap süresi, bir kararın kanun yolu süresi ya da bir ödeme emrine itiraz süresi, tebligatın usulüne uygun yapıldığı andan itibaren işler. Bilgilendirme mesajının hangi gün göründüğü, süre hesabının dayanağı olamaz. Bilgilendirme yalnızca sizi doğru kayda yönlendiren bir işarettir; hukuki başlangıç tarihi, o kaydın kendisinde yer alan tebliğ bilgisidir.

Bu yazıda önce iki kavram arasındaki farkı, sonra elektronik tebligatta sürenin ne zaman başladığını, bilgilendirmeye güvenmenin neden riskli olduğunu ve tebliğ kaydını nasıl kontrol edebileceğinizi anlatıyoruz. Kamu sistemlerinin menü ve ekran adlarını kesin bilmediğimiz yerlerde genel anlatımla yetiniyoruz; çünkü bu adlar zamanla değişebiliyor ve yanlış bir ekran tarifi, yanlış bir güven duygusu yaratır. Amaç, ofiste "bu bildirim geldi, süre başladı mı?" sorusuna sakin ve doğru bir cevap verebilmenizdir.

Önemli olan şu: bir bilgilendirmeyi görmeniz sizi bilgilendirmiş olabilir, ama tebligat yapmış olmaz. Tebligat yapılmışsa bile bunun hangi tarihte tamamlandığı, bilgilendirmenin düştüğü günden farklı olabilir. İkisini ayrı ayrı kontrol eden büro, hem erken panikten hem de geç kalmaktan korunur.

Tebligat ile Bilgilendirme Arasındaki Fark

Hafif bilgilendirme balonu ile ağır resmî zarfı tartan iki terazi

Tebligat, bir belgenin ya da işlemin ilgilisine kanunda öngörülen usulle bildirilmesidir. Usul önemlidir; çünkü bildirimin geçerliliği, adresin, yöntemin ve zamanın kanuna uygun olmasına bağlıdır. Tebligat Kanunu bu usulleri ayrıntılı biçimde düzenler ve tebliğ tarihinin nasıl belirleneceğini de kendisi söyler. Bir bildirimin tebligat sayılabilmesi için bu çerçeveye girmesi gerekir.

Bilgilendirme ise kanunun tebliğ için aradığı şartları taşımayan, yalnızca haber veren bir iletidir. Portalda beliren bir uyarı, size bir kaydın oluştuğunu ya da bir işlemin yapıldığını hatırlatabilir. Cep telefonunuza düşen bir kısa mesaj ya da e-posta da aynı işlevi görür. Bu iletiler yararlıdır ve çoğu zaman sizi işlemin başına dikkatle bakmaya çağırır; ancak hukuki sonuç doğuran şey o iletinin kendisi değil, ilgili kayıtta yer alan tebliğ işlemidir.

Neden Bu Kadar Karıştırılıyor?

Karışıklığın bir sebebi, bilgilendirmenin ve tebligatın aynı ortamda, aynı gün ve çoğu zaman art arda karşımıza çıkmasıdır. İkincisi, avukatların günde onlarca bildirim görmesi ve her birini ayrı ayrı hukuki sınıflandırmaya zaman bulamamasıdır. Üçüncüsü ise "ekranda gördüm, demek ki tebliğ edildi" şeklindeki sezgisel yorumdur. Sezgi hızlıdır ama süre hesabında hız değil, kayıt belirleyicidir.

Kısa Karşılaştırma

ÖlçütBilgilendirme (portal, SMS, e-posta)Tebligat
Hukuki niteliğiHaber veren ileti; kendi başına tebligat değildirTebligat Kanunu'na göre yapılan resmî bildirim
Süreyi başlatır mı?Hayır; süre hesabının dayanağı olamazEvet; süreler tebligattan başlar
Tarih nasıl belirlenir?İletinin düştüğü gün, hukuki başlangıç değildirKanunun belirlediği tebliğ tarihi (elektronik tebligatta ulaşmayı izleyen 5. günün sonu)
Okunması önemli mi?Okumak ya da okumamak hukuki sonucu belirlemezElektronik tebligatta okuma süre başlangıcını değiştirmez
Ne yapılmalı?Asıl tebliğ kaydına gidip kontrol edilmeliTebliğ tarihine göre süre hesaplanmalı ve takvime işlenmeli

Tablodaki son satır pratiğin özetidir: bilgilendirme bir tetikleyicidir, karar dayanağı değildir. Bilgilendirmeyi gördüğünüz anda yapılacak iş, kaydı açıp tebliğ bilgisini bulmaktır. Eğer kayıtta tebliğ henüz görünmüyorsa bunun nedenini anlamadan süre başlatmak ya da süreyi yok saymak doğru olmaz.

Burada bir dengeyi de belirtmek gerekir. Bilgilendirmenin tebligat sayılmaması, onu önemsiz kıldığı anlamına gelmez. Bilgilendirme çoğu zaman gerçekten bir tebligatın yolda olduğunu ya da yapıldığını haber verir. Dolayısıyla hata, bilgilendirmeyi görmek değil; onu hukuki başlangıç tarihi gibi kullanmaktır. İyi bir büro düzeni, bilgilendirmeyi bir "kontrol görevi" olarak ele alır ve sonucunu tebliğ kaydına göre bağlar.

Elektronik Tebligatta Süre Ne Zaman Başlar?

Elektronik adrese ulaşan zarf ve beş adımlık yol

Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Bu kural Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde yer alır. Muhatap tebligatı açmamış, okumamış ya da görmemiş olsa bile sonuç değişmez. Tebliğ için muhatabın ayrıca bir onay vermesi de gerekmez. Yani sürenin başlangıcı, sizin ekranda ne zaman bir şey gördüğünüze değil, tebligatın adresinize ulaştığı güne ve kanunun belirlediği beşinci günün sonuna bağlıdır.

Bu kuralın iki yönlü bir sonucu vardır. Birincisi, tebligatı erken açmak süreyi öne çekmez. İkincisi, tebligatı geç açmak süreyi ertelemez. Avukat tebligatı ulaştığı gün okusa da beşinci günün sonuna kadar beklemiş olsa da tebliğ tarihi aynıdır. Bu nedenle "ben henüz açmadım" cümlesi, süre hesabında bir savunma değildir. Okunma durumu, süre başlangıcını belirleyen bir etken olarak düşünülmemelidir.

Avukatlar için elektronik tebligat adresi almak zorunludur ve UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) PTT tarafından işletilir. Avukatın adresine düşen tebligatlar bu sistem üzerinden yapılır. Dolayısıyla bir avukat için tebliğ tarihinin kaynağı, UETS tarafında oluşan tebligat kaydıdır. UYAP'ta görülen bir bilgilendirme bu kaydın yerine geçmez; onun işaretçisi olabilir. Bu fark, süre takibinin hangi kayda dayanması gerektiğini de belirler.

Tebliğ Tarihinden Süreye Geçiş

Tebliğ tarihi belli olduktan sonra süre, ilgili usul kanununun öngördüğü süreyle hesaplanır. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü sayılmaz; hafta, ay ve yıl olarak belirlenen sürelerde süre, başladığı güne karşılık gelen günde biter (HMK m.92). Resmî tatiller süreye dahildir; yalnızca son gün hafta sonuna ya da resmî tatile denk gelirse süre izleyen ilk iş günü mesai bitiminde sona erer (HMK m.93). Arife günü yarım gün olsa da süreyi uzatmaz.

Örneğin HMK'da yazılı yargılamada cevap dilekçesi süresi iki haftadır, istinaf süresi de iki haftadır. Bu sürelerin başlangıcı bilgilendirme mesajının düştüğü gün değil, tebliğ tarihidir. Bilgilendirme ile tebliğ arasındaki birkaç günlük fark, iki haftalık bir sürenin önemli bir bölümüne tekabül edebilir; bu yüzden yanlış başlangıç noktası, doğrudan hak kaybı riskidir.

⚠️
Okundu işareti süreyi değiştirmez. Elektronik tebligatta tebliğ, ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda gerçekleşmiş sayılır; erken açmak süreyi öne çekmez, geç açmak ertelemez.

Bilgilendirmeye Bakıp Süre Başlatmanın veya Beklemenin Riski

Takvim üzerinde iki yöne ayrılan yolda uyarı işareti

Bilgilendirmeye göre hareket etmenin iki ters yönde riski vardır. Birinci risk, bilgilendirme gününü tebliğ günü sanıp sürenin başladığını varsaymaktır. Bu durumda süre gerçekte henüz başlamamış olabilir; büro gereksiz panik yaşar, belki de dilekçeyi aceleyle ve eksik hazırlar. Daha önemlisi, yanlış tarihi takvime işlerse asıl süre sonu da yanlış hesaplanır ve ileride kesin son gün karıştırılır.

İkinci risk daha sessizdir ama daha tehlikelidir: "Bildirim geldi ama tebligat değil, demek ki süre işlemiyor" diye beklemek. Elektronik tebligatta tebliğ, ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda gerçekleşmiş sayıldığı için, siz hiçbir işlem yapmasanız da saat işlemeye başlamış olabilir. Bir bilgilendirmenin tebligat olmaması, aynı gün başka bir kayıtta gerçek bir tebligatın bulunmadığı anlamına gelmez.

Örneğin Ankara'da icra ağırlıklı çalışan bir avukatın bürosunda sekreter, portalda bir bilgilendirme görüp "tebligat değil, sonra bakarız" diyerek notu bir kenara bırakıyor. Varsayımsal örnek: tebligat Pazartesi günü avukatın elektronik adresine ulaşmış olsun. Beşinci gün Cumartesi'dir ve tebligat o günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır. Büro hafta boyunca kayda bakmadığı için süre sessizce işlemeye başlar. İki haftalık bir süre söz konusuysa, genel kurala göre bu süre iki hafta sonraki Cumartesi'ye denk gelir; hafta sonu olduğu için resmî tatil yoksa izleyen ilk iş günü mesai sonunda biter. Büro bunu ancak yaklaşan son günü fark ederek öğrenirse hazırlık süresinin büyük kısmı çoktan geçmiştir.

Büro İçi Sorumluluk Dağılımı

Sekreter, stajyer ve avukat arasındaki iş bölümü bu noktada belirleyicidir. Bilgilendirmeyi ilk gören kişi çoğu zaman sekreter ya da stajyerdir; sürenin hukuki değerlendirmesi ise avukata aittir. Bilgilendirme geldiğinde kimin hangi kaydı kontrol edeceği, tebliğ tarihinin kim tarafından teyit edileceği ve takvime kimin işleyeceği önceden belirlenmelidir. Tanımsız sorumluluk, "ben görmüştür sandım" cümlesinin doğduğu yerdir.

Müvekkile verilecek bilgi de aynı çerçevede ele alınmalıdır. Müvekkil bir SMS'i ya da e-postayı görüp "dosyada bir şey çıkmış" diye aradığında, avukatın cevabı bilgilendirmeye değil tebliğ kaydına dayanmalıdır. "Bakıyorum, tebliğ tarihini teyit edip size süreyi bildireceğim" demek hem doğru hem güven vericidir.

💡Bilgilendirmeyi görür görmez tebliğ kaydını açın, tebliğ tarihini not edin ve süreyi o tarihe göre takvime işleyin.

Tebliğ Kaydını Adım Adım Nasıl Kontrol Edersiniz?

Basamaklarla yükselen yolun sonunda büyüteçle incelenen belge paneli

Bir bilgilendirme gördüğünüzde izleyeceğiniz yol basittir: bilgilendirmeyi bir sonuç değil bir ipucu olarak alın, ipucunun işaret ettiği asıl kaydı bulun ve süreyi o kayıttaki tarihe bağlayın. Kamu sistemlerinin menü ve ekran adlarını burada tek tek tarif etmiyoruz; çünkü bu adlar değişebilir. Ancak mantık değişmez: bilgilendirmenin işaret ettiği kaydı ilgili sistemde bulmak ve tebliğ bilgisini oradan almak gerekir.

  1. Bilgilendirmeyi kaydedin. Hangi gün, hangi kanaldan (portal, SMS, e-posta) ve hangi dosya hakkında geldiğini not edin; bu not süre değil, kontrol görevidir.
  2. Dosyayı belirleyin. Bilgilendirmenin hangi mahkeme, esas numarası ve işlemle ilgili olduğunu netleştirin.
  3. Asıl tebliğ kaydını bulun. Elektronik tebligatsa UETS tarafındaki kaydı, değilse ilgili tebligat belgesini kontrol edin.
  4. Tebliğ tarihini teyit edin. Elektronik tebligatta ulaşma tarihini ve onu izleyen beşinci günü belirleyin; okunma durumuna bakmadan tebliğ tarihini esas alın.
  5. Süreyi hesaplayın. İlgili usul kanunundaki süreyi, tebliğ günü kuralı, hafta sonu ve resmî tatil düzeltmeleriyle birlikte uygulayın.
  6. Takvime işleyin ve ikinci göz isteyin. Son günü ve ara hatırlatmaları kaydedin; hesabı büroda bir kişiye daha doğrulatın.

Bu adımlar sırayla yapıldığında bilgilendirme, süre takibinin güvenilir başlangıcına dönüşür. Dikkat edilmesi gereken nokta, üçüncü ve dördüncü adımın atlanmamasıdır; çünkü çoğu hata, bilgilendirmeden doğrudan süre hesabına geçildiğinde doğar. İlk iki adım dikkatli yapılsa bile tebliğ tarihi teyit edilmeden hesap tamamlanmışsa, bütün zincir yanlış bir başlangıca dayanır.

Kontrol sırasında tebliğ kaydını bulamıyorsanız bunu da bir bulgu olarak değerlendirin. Kayıt henüz oluşmamış olabilir, farklı bir kanaldan yapılmış olabilir ya da bilgilendirme başka bir işlemle ilgili olabilir. Hangisi olduğunu bilmiyorsanız "bilmiyorum" diyerek durup kontrolü tamamlamak, tahminle süre başlatmaktan çok daha güvenlidir. Gerekirse mahkeme kalemi ya da ilgili birimle iletişime geçerek durumu netleştirin.

Sürenin dayanağı olarak yalnızca tebliğ kaydını kullanmanın bir yararı daha vardır: büro içinde herkes aynı tarihe bakar. Bir kişi bilgilendirme gününü, bir diğeri e-postanın geldiği günü, üçüncüsü tebliğ tarihini esas alırsa üç farklı son gün ortaya çıkar. Tek kaynak belirlemek, bu karışıklığı baştan kapatır.

  • ✓ Bilgilendirmenin tarihi ve kanalı not edildi mi?
  • ✓ İlgili dosya ve işlem doğru belirlendi mi?
  • ✓ Asıl tebliğ kaydı bulundu mu?
  • ✓ Elektronik tebligatta ulaşma tarihi ve beşinci günün sonu teyit edildi mi?
  • ✓ Süre, tebliğ tarihine göre hesaplanıp takvime işlendi mi?

Hukuki Dayanak: Hangi Kurallar Belirleyici?

Kanun kitapları, terazi ve takvim bloğu taşıyan kaide

Bu konuda dayanılacak temel kaynak Tebligat Kanunu'dur. Elektronik tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılması kuralı, bu kanunun 7/a maddesinde düzenlenir. Kanunun ifadesi okuma veya onay şartı aramaz; bu nedenle tebligatın açılıp açılmaması, tebliğ tarihini belirleyen bir etken değildir. Bilgilendirme niteliğindeki iletiler ise bu madde kapsamındaki tebliğ işleminin yerine geçmez.

Sürelerin hesabında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun süre hükümleri devreye girer. Gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü hesaba katılmaz; hafta, ay ve yıl olarak belirlenen sürelerde süre başladığı güne karşılık gelen günde biter (m.92). Sürenin son günü hafta sonuna ya da resmî tatile rastlarsa, süre izleyen ilk iş günü mesai bitiminde sona erer (m.93). Resmî tatiller süreye dahildir; arife günleri süreyi uzatmaz. Bu iki madde, tebliğ tarihi bulunduktan sonra yapılacak hesabın iskeletini oluşturur.

Adli tatil bakımından da genel bir hatırlatma yapmak gerekir: adli tatil her yıl 20 Temmuz ile 31 Ağustos arasındadır ve hukuk işlerinde süreler tatilde durmaz. Son günü adli tatile rastlayan süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar (HMK m.104). İdari yargıda bu uzama yedi gün (İYUK m.8/3), tutuksuz ceza işlerinde üç gündür (CMK m.331). İcra takip işlemleri ve tutuklu işlerde ise böyle bir uzama yoktur. Bu kurallar, bilgilendirme ile tebliğ arasındaki farkla doğrudan ilgili olmasa da tebliğ tarihinden süre sonuna giden yolun parçalarıdır.

Tüm bu hükümlerin ortak mesajı şudur: kanun, sürenin başlangıcını tebliğe bağlar; tebliğin tarihini de kendisi tayin eder. Bilgilendirme iletileri bu zincirin dışında kalır. Somut olayda bir bildirimin ne hukuki sonuç doğurduğu, olayın ayrıntılarına göre değerlendirilmelidir ve emin olmadığınız bir durumda ilgili usul kanunundaki hükme bakmak ya da bir meslektaşınıza danışmak yerinde olur.

Kontrol notu: Bilgilendirme tarihi: ... / Kanal: ... / Dosya: ... / Asıl tebliğ kaydı: bulundu - bulunamadı / Ulaşma tarihi: ... / Tebliğ tarihi (5. günün sonu): ... / İlgili süre: ... / Hesaplayan: ... / Doğrulayan: ...

Özel Durumlar ve İstisnalar

Takvim zemininde ayrışan yolda parlayan kapı

Genel kural net olsa da pratikte bazı durumlar ayrıca dikkat ister. Bunların tamamı için tek bir cevap vermek doğru olmaz; her biri kendi usul hükmüne ve olay koşullarına göre değerlendirilir. Aşağıda en sık karşılaşılan başlıkları, kesin bilmediğimiz ayrıntılara girmeden ele alıyoruz.

Elektronik Tebligat Dışındaki Tebligatlar

Her tebligat elektronik yolla yapılmaz. Elektronik adresi bulunmayan muhataplara ya da elektronik tebligat kapsamına girmeyen işlemlerde klasik usullerle tebligat yapılabilir. Bu durumda tebliğ tarihinin nasıl belirleneceği, kullanılan usule ve tebligat belgesine bağlıdır. Beşinci gün kuralı yalnızca elektronik tebligata ilişkin olduğundan, onu her tebligata uygulamak yanlış olur. Bilgilendirme mesajı gelen dosyada tebligatın hangi yolla yapıldığını belirlemek, doğru kuralı seçmenin ilk şartıdır.

Bilgilendirme Var, Tebligat Görünmüyor

Bazen bir bilgilendirme görülür ama tebliğ kaydı aranan yerde bulunmaz. Bu durumda süre başlatmak için gerekçe yoktur; ancak sessiz kalmak da doğru olmaz. Kaydın neden görünmediğini araştırmak, mahkeme kalemiyle teyit etmek ve durumu bir not olarak dosyaya işlemek gerekir. Kayıt sonradan çıkarsa, takvim hazır olsun diye geçici bir "kontrol tarihi" tutmak da yararlı olur. Ancak bu kontrol tarihi bir süre sonu değil, bir hatırlatmadır ve süre sonuyla karıştırılmamalıdır.

Öğrenmenin Hukuki Sonucu

Bir işlemi başka yollarla öğrenmenin hukuki sonuçları, işlemin türüne ve ilgili usul hükmüne göre değişebilir. Bu konuda genel bir kural koymak yerine somut olayda ilgili kanun hükmüne ve güncel uygulamaya bakmak gerekir. Bilgilendirme mesajını görmüş olmanız, bu değerlendirmenin sonucunu otomatik olarak belirlemez. Emin olmadığınız bir noktada süre konusunda en güvenli yol, muhtemel en erken tarihe göre hazırlığınızı yapıp aynı zamanda doğru tarihi teyit etmektir.

ℹ️
Tebligat türü önce belirlenir. Beşinci gün kuralı elektronik tebligata özgüdür; klasik usulle yapılan tebligatta tebliğ tarihi o usule ve tebligat belgesine göre belirlenir.

Özel durumların ortak dersi şudur: bilgilendirmeyi gördüğünüzde "süre başladı" ya da "süre başlamadı" diye karar vermek yerine, önce tebligatın türünü ve kaydını belirleyin. Süre hesabı ancak bundan sonra anlam kazanır. Bu sıra, hem aceleyle yapılan yanlış başlangıçları hem de beklemeyle kaçırılan süreleri önler.

MÜHLET ile Tebliğ Kaydını Kaçırmamak

Zarfları düzenli tepsiye alan posta kutusu ve hatırlatma zilleri

Bilgilendirme ile tebligat arasındaki farkı bilmek önemlidir; ama her gün onlarca kaydı elle kontrol etmek büroda zaman ve dikkat yükü yaratır. MÜHLET, bu yükü azaltmak için tasarlanmış, avukatlara yönelik UETS entegrasyonlu ve yapay zekâ destekli bir süre takip ve tebligat yönetim platformudur. Her özelliği, yukarıda anlattığımız bir dertle ilişkilidir.

UETS'e düşen e-tebligatlar, tarayıcı eklentisiyle avukatın kendi bilgisayarında, kendi oturumuyla otomatik alınır. Şifre MÜHLET'e verilmez ve MÜHLET sunucuları UYAP'a bağlanmaz. Bu, "bilgilendirme geldi, tebliğ kaydını açmayı unuttum" riskini azaltır; çünkü tebligat bilgilendirme mesajına bağlı kalmadan kayda alınır. Detaylı bilgi için UETS entegrasyonu sayfasına bakabilirsiniz.

Yapay zekâ, tebligatı analiz ederek mahkeme, esas numarası, taraflar ve tebligat türü gibi bilgileri çıkarır; her çıktı bağımsız bir usul kuralı motoruyla doğrulanır ve düşük güvende avukat onayı istenir. Bu konuyu yapay zekâ tebligat analizi sayfasında bulabilirsiniz. Süreler, Türk adli takvimine göre (adli tatil, resmî tatil ve hafta sonu düzeltmeleriyle) hesaplanır; ayrıntılar süre takibi sayfasındadır.

Son güne kadar kademeli olarak e-posta, SMS ve uygulama ya da tarayıcı bildirimiyle hatırlatma yapılır; bildirim seçenekleri için bildirim sistemi sayfasına göz atabilirsiniz. Büro tarafında takvim senkronizasyonu, iOS ve Android mobil uygulama, ortak, avukat, sekreter ve stajyer için rol bazlı yetki ile dava, müvekkil, duruşma ve görev yönetimi bulunur. Veriler KVKK uyumlu biçimde Türkiye'de barındırılır; MÜHLET tebligat kredisiyle çalışır ve ilk kullanımda ücretsiz deneme kredisi verilir. Kullanım koşulları için fiyatlar sayfasına bakabilirsiniz.

Süre başlangıcını kendiniz doğrulamak isterseniz, ücretsiz e-tebligat tebliğ tarihi hesaplama aracı ulaşma tarihinden tebliğ tarihini bulmanıza yardımcı olur; diğer hesaplama araçları da araçlar sayfasında yer alır. Hiçbir otomasyon avukatın değerlendirmesinin yerini almaz; amaç, doğru kaydın gözden kaçmamasıdır.

Sık Yapılan Hatalar

Çatlamış takvim bloğu ve yanlış yön oku

Bu konudaki hataların çoğu bilgisizlikten değil, hızdan ve alışkanlıktan doğar. İlk hata, bilgilendirme tarihini tebliğ tarihi saymaktır. Ekranda ya da telefonda görülen ilk tarih akılda kalır ve süre hesabına kendiliğinden yerleşir. Oysa kanunun belirlediği tarih, çoğu zaman bundan farklıdır. Hesabın ilk girdisini her zaman tebliğ kaydından almak, bu hatanın en etkili önlemidir.

İkinci hata, tebligatı okumayı süre başlangıcıyla ilişkilendirmektir. "Henüz açmadım, süre başlamadı" ya da "açtım, bugün başladı" düşüncesi elektronik tebligatta geçerli değildir. Tebliğ, ulaşmayı izleyen beşinci günün sonunda gerçekleşmiş sayılır ve okunma durumu bunu etkilemez. Büro içinde bu bilgiyi herkesin bildiğinden emin olmak, özellikle stajyer ve sekreterlerin işi için önemlidir.

Üçüncü hata, bilgilendirme gelmediği için tebligat beklememektir. Her tebligatın öncesinde bir bilgilendirme gelmeyebilir; bilgilendirmenin gelmemesi, tebligatın yapılmadığını göstermez. Tebliğ kayıtlarını bilgilendirmeden bağımsız olarak düzenli aralıklarla kontrol etmek gerekir. Dördüncü hata ise hesabı tek kişinin yapması ve kimsenin doğrulamamasıdır; ikinci bir göz, çoğu zaman tarih kayması hatasını yakalar.

⚠️
Bilgilendirmeye göre değil, tebliğ kaydına göre. Süreyi başlatmak ya da beklemek için bilgilendirme mesajına bakmayın; asıl tebliğ kaydını kontrol edin.

Beşinci hata, süre sonunu son güne bırakmaktır. Hesap doğru bile olsa, dilekçenin son gün mesai sonunda hazırlanması, teknik bir aksaklıkta ya da beklenmedik bir engelde kurtarma payı bırakmaz. Ara hatırlatmalar ve iç hedef tarihler koymak, doğru hesabı güvenli teslimle birleştirir. Tüm bu hataların ortak çaresi, bilgilendirmeyi bir işaret olarak almak, hukuki başlangıcı tebliğ kaydında aramak ve süreyi sistemli biçimde takvime bağlamaktır.

Sık Sorulan Sorular

UYAP'tan gelen bilgilendirme tebligat mıdır?

Hayır. UYAP portalında görülen bilgilendirme, SMS veya e-posta kendi başına tebligat değildir. Tebligat Tebligat Kanunu'na göre yapılır ve süreler tebligattan başlar.

Bilgilendirme mesajını görünce süre başlar mı?

Başlamaz. Süre, bilgilendirmenin göründüğü günden değil tebliğ tarihinden işler. Bilgilendirmeyi gördüğünüzde asıl tebliğ kaydına bakıp tebliğ tarihini teyit etmeniz gerekir.

Elektronik tebligat ne zaman tebliğ edilmiş sayılır?

Muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır (Tebligat K. m.7/a). Muhatabın tebligatı okumuş olması ya da onay vermesi gerekmez.

Tebligatı erken açarsam süre öne çekilir mi?

Hayır. Okuma veya okundu işareti süre başlangıcını değiştirmez; erken açmak süreyi öne çekmez, geç açmak da ertelemez. Başlangıç, kanunun belirlediği tebliğ tarihine göre hesaplanır.

Bilgilendirme gelmediyse tebligat yapılmamış demek midir?

Hayır. Bilgilendirme gelmemesi tebligatın yapılmadığını göstermez. Tebliğ kayıtlarını bilgilendirmeden bağımsız olarak düzenli kontrol etmek gerekir.

MÜHLET UYAP'a bağlanır mı?

MÜHLET sunucuları UYAP'a bağlanmaz. UETS'e düşen e-tebligatlar tarayıcı eklentisiyle avukatın kendi bilgisayarında, kendi oturumuyla alınır ve şifre MÜHLET'e verilmez.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki değerlendirme gerekir.

  • #uyap bilgilendirme
  • #tebligat
  • #elektronik tebligat
  • #uets
  • #sure takibi
M

MÜHLET

Avukatlar için süre yönetimi ve elektronik tebligat alanında uygulamaya dönük içerikler üreten MÜHLET ekibi.